Recent Updates Page 6 Toggle Comment Threads | Klavye Kısayolları

  • sozlerguzel 7:05 pm on November 2, 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , , , , , , , , Sözler Etkileyici   

    Sözler Etkileyici 

    SÖZLER ETKİLEYİCİ ETKİLEYİCİ SÖZLER MSN NİCKLERİ

    NE SENI UNUTACAK KADAR ZAMAN GECECEK, NE DE GECEN ZAMAN SENI UNUTTURMAYA YETECEK, BIRAKIP GITSEMDE UNUTURUM SANMA, ZAMAN ALISMAYI OGRETIR, UNUTMAYI ASLA…

    LAYIK OLDUGUN YER SENI KABUL ETMESE BILE, GIYDIGIN GELINLIK YERINE KEFEN OLSA BILE, ARDINDAN GOZYASI DOKENIN OLMASA BILE, BEKLEME ARTIK DONMEM SANA

    Yanagına düşen bir kar tanesi eriyip dudaklarına ulastıgı zaman, ve bir damla serinligi biriyle paylasmak istediginde, yüzünü rüzgara dön yeter, o benim iste!

    Basın göğsüme yaslandıgında, tek düşmanım var. Geçip giden zaman…

    Seni ne kadar sevdiğimi ögrenmek istersen, yere düşen her yağmur damlasını tutmaya çalış; tutabildiklerin senin sevgin.. tutamadıklarınsa; benim sana olan sevgimdir.

    Rüzgarın kemanını çaldıgı ve damlaların pencerene vurdugu bir gecede yatagına uzanıp hayalini kurdugun ve keşke dedigin tüm güzellikler senin olsun…

    Önce düştüğümde kalkmayı, sonra aleve dokunduğumda acıyı, sevmeyi öğrendim, sevilmeyi, herseyi öğrendimde”yalnız seni unutmayı ögrenemedim”

    Ne insanlar tanıdım yıldızlar gibiydiler, hepsi göklerdeydi parlıyordu. Ama ben seni, güneşi seçtim. Ve bir güneş için bin yıldızdan vazgeçtim…

    Güneşin buz tuttugu yerde bir alev görürsen, o bil ki yalnız ve yalnız senin için yanan kalbimdir…

    Dünyada iki gül olsun biri kırmızı biri beyaz, sen beni unutursan kırmızı gül solsun, ben seni unutursam beyaz gül kefenim olsun…

    Aski reddetmek,günesin batisini görmekten üzüntü duyduğun için doğusunu izlemekten zevk almayi reddetmeye benzer.

    Aşkımıza nokta koyma;sana bir kucak dolusu virgül getirdim !

    Biz birbirimize dönmüş iki ayna gibiyiz.İçimizde binlerce olsada görüntümüz biz sadece birbirimizi görürüz.

    Gözlerine gözleriyle göz koyanın, gözlerini gözlerimle oyarım. Gözlerini gözlerden sakın, gözlerin gözlerime lazım.

    Biraz buruk bir duygu yüklenirse yüregine, gözlerin zamanla takılırsa uzaklara, hele kulakların zamansız deli gibi çınlarsa, bil ki bir yerlerde özlenmişsindir.

    Ismini kagıda yazamıyorum. Gün gelir yerlere atılır diye, elerim tutmuyor çizemiyorum resmini görenler tutulur diye…

    Bu gece kayarken yıldızlar gökyüzünden ve gözümden yaşlar süzülürken, dilek tutmadım ilk defa sadece teşekkür ettim tanrıya, bu gece yanımda oldugun için…

    Hayata niye geldim diye düşünmeye başlamıştım. 21′ imden sonra seninle tanısınca anladım dünyaya geliş sebebimi…

    Benim sana olan aşkım sagır bir ressamın , kristal bir yüzeye düsen gülün sesini çizdigi zaman biter.

    Sevgiliyi aylarca göremeyen aşığa, sevgili için akan gözyaşı bile güzeldir

    Eger askta guzel bir an varsa oda baskalarini bastan cikartan o yuregin benim icin kan agladigi zamandir.

    İnsanlar her ne kadar sonbaharı ayrılık mevsimi kabul etmişlersede, kaderde ayrılık varsa sonbaharı beklemez.

    Beraber ağlamaktaki tatlılık kadar hiçbir şey kalbleri birbirine bağlamaz.

    Ağlamak istiyorsanız asla yapmayın.Çünkü, bir yerlerde sadece sizin bir gülüşünüz için yaşayanbirileri mutlaka vardır

    Seninle bir pergelin iki ayrı kolları gibiyiz ne kadar dönersen dön yine aynı yerde karşılaşacağız

    Eğer geceler seni düşündüğüm kadar uzun olsaydı asla sabah olmazdı.

    Bana unut dediler seni unuttum;Ama seni değil, bana seni unut diyenleri.

    Uzaklıklar küçük sevgileri yok eder büyükleri ise yüceltir tıpkı rüzgarın mumu söndürüp ateşi yükselttiği gibi.

    Yağmuru sevdiğini söylüyorsun ama yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun, Güneşi sevdiğini söylüyorsun ama güneş açınca gölgeye kaçıyorsun, Rüzgarı sevdiğini söylüyorsun rüzgar çıkınca pencereni örtüyorsun. İşte bundan korkuyorum çünkü beni de sevdiğini söylüyorsun

    Kalbime sapla hançeri kana bulansın. Fazla derine dalma derinlerde hep sen varsın…

    Bana sevdiğini yaz, ben ol, beni yaşa, bir şiir yaz, yukarı bakib da tanrını gör, kendini unut, yerden daha goturub uzaklara at, hayati sevdiğini söyle, hayati sev.

    Zor diye birşey yoktur. İmkansız sadece biraz zaman alır.

    Çok kimse öğüt dinler, ama yalnız düşünenler bundan faydalanır. (Rublius Cyrus)

    Bir hediyeyi verirken davranışımız hediyenin kendisinden daha çok anlam taşır. (Pierre Cornielle)

    Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan, yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan; ne görebiliyosun, ne duyabiliyorsun…(HALİL CİBRAN)

    Düşünmediğim zaman yaşamadiğim zamandır. (Rembrantd)

    Çok kimse öğüt dinler,ama yalnız düşünenler bundan faydalanır. (Rublius Cyrus)

    Yalnızlık senin kadar umutsuz değil, acı yollar kadar uzun değil, sensizlik mutluluk kadar yakınken ben yanındayım, seninleyim. Seni de çok seviyorum gerçek yalan değil hayat ölüm değil.

    Denizim degil dalgam olur musun.? Atesim degil külüm olur musun.? Ilk sevdigim degilsin affet son sevdigim olur musun.?

    Aynaya baktığımda unutulan birini gördüm, birde sen bak aynaya belki unutanı görürsün!

    Alaca karanlığı sevmem. Ya gece olmalı, ya gündüz. Kurşun ya tam vurmalı ya da namluda kalmalı, seven ya tam sevmeli ya da çekip gitmeli…

    Sevgi; ellerini tuttuğumda dertleri unutmaksa,dizlerine yattığımda mutlu olmaksa,seni öptüğümde heyecanlanmaksa o zaman ben seni seviyorum bitanem…

    Her gün seni yaşamak,her gece seni uyumak ve her gece sende ölmek…Su gibi seni içmek,nefes gibi seni solumak…Bunca yalnızlık içinde sana hayat diye sarılmak.Nefesimsin,hep bendesin.

     
  • sozlerguzel 7:01 pm on November 2, 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , , , , , , ,   

    Etkileyici Sözler 

    güzel SÖZLER, msn NİCKLERİİ

    LK GORUSTE ASKA INANIRMISIN? YOKSA DISARI CIKIP TEKRAR MI GIREYIM…

    SENI UZAKTAN SEVMEYI,SANA BAKMADAN GORMEYI,SENI DUYMADAN DINLEMEYI,GOZYASLARIMLA GULMEYI,KAVUSMAK ICIN SABRETMEYI OGRENDIM AMA, SENSIZ OLMAYI ASLA OGRENEMEDIM.

    DOST VURULUNCA DEGIL, UNUTULUNCA KAHRINDAN OLUR. BIZ SEVDIKLERIMIZI KIR CICEGI GIBI AVUCUMUZDA DEGIL, KURSUN YARASI GIBI GONLUMUZDE SAKLARIZ.

    SEN HIC DENIZIN DIBINE BAKTIGINDA YESIL ORMANI GORDUN MU? SAKIN IMKANSIZ DEME; CUNKU BEN SENIN GOZLERINE BAKTIGIMDA OLULERIN BILE SAHIT OLAMADIGI CENNETI GORDUM

    INSANLAR GELMELERIYLE YALNIZLIKLARINI DAGITANLARI SEVERLER, GITMELERIYLE KENDILERINI YALNIZ BIRAKANLARA ASIK OLURLAR.

    SENSIZLIGI BUZLARA YAZDIM; GUNESTE ERISIN DIYE. HASRETI SAHILE YAZDIM; DALGALAR GOTURSUN DIYE. ADINI KALBIME YAZDIM; BIRLIKTE GOMULSUN DIYE…

    OZLEMEK GUZEL SEYDIR, OZLUYORSA OZLENEN. BEKLEMEK GUZEL SEYDIR, GELECEKSE BEKLENEN. SEVMEK GUZEL SEYDIR, SEVIYORSA SEVILEN…

    BIRAZ BURUK BIR DUYGU YUKLENIRSE YUREGINE, GOZLERIN ZAMAN ZAMAN TAKILIRSA UZAKLARA, KULAKLARIN ZAMANSIZ DELI GIBI CINLARSA, BILKI BIRYERLERDE OZLENMISSINDIR.

    BU DUNYADA 6 MILYAR INSAN VAR,30 MILYONU UYUYOR, 20 MILYONU YEMEK YIYOR, 10 MILYONU MUZIK DINLIYOR, 1 GUZEL KIZ DA MESAJ OKUYOR…

    SENI GUNDE BIR KERE DUSUNUYORUM, O DA 24 SAAT SURUYOR…

    OYLE SENDEN COK UZAKLARDA DEGILIM, GORMESINI BILEN GOZLERIN BAKISINDAYIM. BELKI SANA SENDEN DAHA YAKIN BIR YERDE, CARPAN KALBININ HER ATISINDAYIM…

    BIRGUN DUDAKLARIN KURURSA OKYANUSU GETIRIRIM SANA AKSAM AYAZINDA USURSEN GUNESI GETIRIRIM SANA EGER GONLUN BIR SEVGI ARARSA KALBIMI SOKUP GETIRIRIM SANA…

    GOZLERIN NEHIR, KASLARIN KOPRU OLSA TAM ORTASINDAN GECERKEN IPLER KOPSA, YANAGINDAN SUZULUP DUSSEM DUDAGINA. BENI OPERMISIN YOKSA BIR GOZ YASI GIBI SILERMISIN..

    SENI TANIMADAN ONCE BEN DEGILDIM, SENI TANIDIKTAN SONRA BENDEKI BENSIZLIGIN ASLINDA SENSIZLIK OLDUGUNU ANLADIM…

    SEVGIYI GOSTERECEKSIN, SOYLEMEK YETMEZ. SEVGI GOZLERINDE OLACAK, SOZLERIN YETMEZ. SEVGI HERSEYDIR, KALBE HAPSEDILMEZ. SEVECEKSIN BENIM GIBI AMA YUREGIN YETMEZ..

    BIR INSANIN IDEALLERI OLMALI, SONSUZLUK GIBI BIR INSANIN OZLEMI OLMALI, OZLEMLE ACAN CICEKLER GIBI BIR INSANIN BIRTANESI OLMALI, O DA SENIN GIBI…

    DALGALAR KIYIYA CARPARKEN SU SOZU SOYLER; SENI SEVIYORUM…

    EN AGIR ISCI BENIM. CUNKU 24 SAAT SENI DUSUNUYORUM…

    NE SENI UNUTACAK KADAR ZAMAN GECECEK, NE DE GECEN ZAMAN SENI UNUTTURMAYA YETECEK, BIRAKIP GITSEMDE UNUTURUM SANMA, ZAMAN ALISMAYI OGRETIR, UNUTMAYI ASLA…

    LAYIK OLDUGUN YER SENI KABUL ETMESE BILE, GIYDIGIN GELINLIK YERINE KEFEN OLSA BILE, ARDINDAN GOZYASI DOKENIN OLMASA BILE, BEKLEME ARTIK DONMEM SANA…

    Sen benim hayatımda olduğun sürece, ne sen kimseye rakip ne de kimse sana rakiptir? Çünkü sen benim için daima teksin!

    Dünde, bugünde, yarında? Yüreğin kadar yanındayım. Kendini yalnız hissettiğinde elini kalbine koy; ben hep ordayım!

    Sana yıldızlar kadar yakın olmak isterdim, her baktığında beni görebilmen için, sana bulutlar kadar yakın olmak isterdim, üzüldüğünde gözyaşlarını yağmur olup silebilmek için, sana sen kadar yakın olmak isterdim ki beni, seni sevdiğim kadar sevebilmen için?

    Güneşi seviyorum diyorsun güneş açınca gölgeye kaçıyorsun. Yağmuru seviyorum diyorsun yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun. Korkuyorum sevgilim çünkü beni de sevdiğini söylüyorsun!

    Bana öyle bir mektup yaz ki sevgilim açar açmaz duyayım kokunu. Sevda essin başak saçlarında, sesin yüzümü rüzgarla bulsun… Bana öyle bir mektup yaz ki sevgilim, gelsin beni en koyu zulamda bulsun ve öyle bir mektup yaz ki sevgilim varsın ölümüm olsun.

    SENSIZLIGI BUZLARA YAZDIM; GUNESTE ERISIN DIYE. HASRETI SAHILE YAZDIM; DALGALAR GOTURSUN DIYE. ADINI KALBIME YAZDIM; BIRLIKTE GOMULSUN DIYE…

    İLK GORUSTE ASKA INANIRMISIN? YOKSA DISARI CIKIP TEKRAR MI GIREYIM…

    SENI UZAKTAN SEVMEYI,SANA BAKMADAN GORMEYI,SENI DUYMADAN DINLEMEYI,GOZYASLARIMLA GULMEYI,KAVUSMAK ICIN SABRETMEYI OGRENDIM AMA, SENSIZ OLMAYI ASLA OGRENEMEDIM.

    DOST VURULUNCA DEGIL, UNUTULUNCA KAHRINDAN OLUR. BIZ SEVDIKLERIMIZI KIR CICEGI GIBI AVUCUMUZDA DEGIL, KURSUN YARASI GIBI GONLUMUZDE SAKLARIZ.

    SEN HIC DENIZIN DIBINE BAKTIGINDA YESIL ORMANI GORDUN MU? SAKIN IMKANSIZ DEME; CUNKU BEN SENIN GOZLERINE BAKTIGIMDA OLULERIN BILE SAHIT OLAMADIGI CENNETI GORDUM

    INSANLAR GELMELERIYLE YALNIZLIKLARINI DAGITANLARI SEVERLER, GITMELERIYLE KENDILERINI YALNIZ BIRAKANLARA ASIK OLURLAR.

    OZLEMEK GUZEL SEYDIR, OZLUYORSA OZLENEN. BEKLEMEK GUZEL SEYDIR, GELECEKSE BEKLENEN. SEVMEK GUZEL SEYDIR, SEVIYORSA SEVILEN…

    BIRAZ BURUK BIR DUYGU YUKLENIRSE YUREGINE, GOZLERIN ZAMAN ZAMAN TAKILIRSA UZAKLARA, KULAKLARIN ZAMANSIZ DELI GIBI CINLARSA, BILKI

    BIRYERLERDE OZLENMISSINDIR.

    BU DUNYADA 6 MILYAR INSAN VAR,30 MILYONU UYUYOR, 20 MILYONU YEMEK YIYOR, 10 MILYONU MUZIK DINLIYOR, 1 GUZEL KIZ DA MESAJ OKUYOR…
    SENI GUNDE BIR KERE DUSUNUYORUM, O DA 24 SAAT SURUYOR…

    OYLE SENDEN COK UZAKLARDA DEGILIM, GORMESINI BILEN GOZLERIN BAKISINDAYIM. BELKI SANA SENDEN DAHA YAKIN BIR YERDE, CARPAN KALBININ HER ATISINDAYIM…

    BIRGUN DUDAKLARIN KURURSA OKYANUSU GETIRIRIM SANA AKSAM AYAZINDA USURSEN GUNESI GETIRIRIM SANA EGER GONLUN BIR SEVGI ARARSA KALBIMI SOKUP GETIRIRIM SANA…

    GOZLERIN NEHIR, KASLARIN KOPRU OLSA TAM ORTASINDAN GECERKEN IPLER KOPSA, YANAGINDAN SUZULUP DUSSEM DUDAGINA. BENI OPERMISIN YOKSA BIR GOZ YASI GIBI SILERMISIN..

    SENI TANIMADAN ONCE BEN DEGILDIM, SENI TANIDIKTAN SONRA BENDEKI BENSIZLIGIN ASLINDA SENSIZLIK OLDUGUNU ANLADIM…

    SEVGIYI GOSTERECEKSIN, SOYLEMEK YETMEZ. SEVGI GOZLERINDE OLACAK, SOZLERIN YETMEZ. SEVGI HERSEYDIR, KALBE HAPSEDILMEZ. SEVECEKSIN BENIM GIBI AMA YUREGIN YETMEZ..

    BIR INSANIN IDEALLERI OLMALI, SONSUZLUK GIBI BIR INSANIN OZLEMI OLMALI, OZLEMLE ACAN CICEKLER GIBI BIR INSANIN BIRTANESI OLMALI, O DA SENIN GIBI…

    DALGALAR KIYIYA CARPARKEN SU SOZU SOYLER; SENI SEVIYORUM…
    EN AGIR ISCI BENIM. CUNKU 24 SAAT SENI DUSUNUYORUM…

     
  • sozlerguzel 6:55 pm on November 2, 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , , , , , , ,   

    SÖZLER DUYGUSAL 

    DUYGUSAL SÖZLER YANİ SÖZLER DUYGUSAL :d

    Madem yaşamak güzel ben niçin aglıyorum seni sevmek suç ise cezamı çekiyorum

    dusunki ben yagmur damlasiyim yere dustummu dagilirim dusunki ben bir kar tanesiyim gunesi gordummu eririm dusunki sen benimsin gittinmi olurum

    sensizliği dinlemek sessizliği dinlemekten zor ama en zoru sensizliğin sessizliğini dinlemek Adına şarkılar yazmadım diye resmini yollara çizmedim diye sanmaki sevgilim seni sevmedim

    gülmek için mutlu olmayı bekleme,belkide mutluluk gülüşünde saklıdırsakın ağlama gelki bir yerlerde senin bir tek gülüşün için yaşayan biri vardır

    Seni Özlemek Acı Çekmekse O Acıyı Severek Çekiyorum, Seni Sevmek Günahsa Hiç Çekinmeden Günaha Giriyorum, Sana tutkun Olmak Ölmekse Al Sana Canımı Veriyorum

    hasretim senelere dönse de ne aşkına bedduam ne de sana kinim var, binbir dert çektirsen de seni mahşere kadar sevmeye yeminim var

    Son kibrit çöpüm gibi sakladım seni rüzgarsızdı hava tiryakiydim üstelik yakmadım seni ben yağmur yüklü bir bulutum kime çarpsam ağlarım

    denizde kalem kumdan kağıtlar yapdım: her yere seni seviyorum yazdım: ama sen aptaldın inandın: ben seni sevmedim, sana taptım

    Ne zaman sağır ressam krisatl bir zemin üzerine düşen yağmur damlasının sesini çizerse seni o zaman unutacağım

    deniz, kumsaldaki kumlari; zaman, gecmisteki anilari; siler Ama hicbirsey kalbimdeki gercek sevgini SILEMEZ!!!!

    Sen cölde acmis bir cicek olsaydin, seni kaybetmemek icin ölene dek aglardim

    cama vuran her damlada bir tek sen varsın ne diyorum biliyormusun her gün yağmur yağsın

    mehtaplar kadar serin,denizler kadar derin,senin en güzel yerin, bana bakan gözlerin

    Bu Nasıl Bir Duygu bilemiyorum;Kimseye Ayrıldık Diyemiyorum,Adını Kim Sorsa Eziliyorum,Ayrılıp Gittiği O Günden Beri

    Saçının bir teline dünyalar feda olsun, kalbin hep benimle dolu olsun

    Bir yağmur damlası SENİ SEVİYORUM anlamını taşısaydı ve sen bana seni ne kadar sevdiğmi sorsaydın inanki bitanem hergün yağmur yağardı!!!

    Sevmek ölmektir bence , ben de sevmistim ölmeden önce

    Sari giyer günes olursun, Mavi giyer deniz olursun, Siyah giyer matem olursun, Kimbilir belki bir gün, Beyaz giyer benim olursun.

    Gözlerin Nehir,Kirpiklerin Köprü Olsun,Ben Tam Üzerinden Geçerken Ipler Kopsun,Düstügüm O Yer DUDAKLARIN OLSUN…

    Yalnizlik gecelerin,Umit bekleyenlerin,Hayal caresizlerin,Yagmur sokaklarin, Tebessum dudaklarin, Sen ise yalniz benimsin birtanem…

    Gül bahçesinde geçsede ömrüm, inan üstüne gül koklamam gülüm , seni koklamak olsada ölüm, ugrunda ölmeye deger gülüm..

    Eger beni bu sokakta,bu semtte,bu $ehirde bulamazsan sevgilim bilki ben, Gözlerinin daldigi yerdeyim…

    Güller hep ellerinde açsin,ama dikenleri batmasin.sevda hep seni bulsun,ama seni yaralamasin.mutluluk hep yüregine dolsun,ama beni unutturmasin.

    Gün bir gün, sevdalanmis geceye gecede yakomoz düsürmüs denize ogünden bugüne geceyle gündüz ayrilmaz olmus taki günes tutlup gölge düsürene dek sevdalara

    Dunyada iki kor tanidim; biri beni gormeyen sen, biri de senden ba$kasini gormeyen ben…

    Eger colde bir cicek olsan; seni kaybetmemek ; icin gozyaslarimla sulardim Eger gozumdeki bir damlayas olsaydin; seni kaybetmemek; icin hic aglamazdim..

    Gece midir insani hüzünlendiren,yoksa insan midir hüzünlenmek icin geceyi bekleyen?gece midir seni bana düsündüren yoksa ben miyim seni düsünmek icin geceyi bekleyen ?

    Ölsen bile benden kurtulamazsin. Kefen olur bedenini sararim.Yagmur olur üzerine yagarim.Çiçek olur mezarinda açarim. Ölsen bile benden kurtulamazsin

    Önce düstügümde kalkmayi ögrendim sonra aleve dokundugumda aciyi sevmeyi ögrendim sevilmeyi sonra terkedilip beklemeyi sayende unutulmayida ögrendim herseyi ögrendimde yalniz unutmayi ögrenemedim…………..

    Bir Gün Cehennemde Karsilasabiliriz. Sen Kalp Hirsizi Oldugun için , Bense Tanriyi Birakip Sana Taptigim için…..

    Ustune `seviyorum` yazdigim bir kagittan, sandal yapiyor, dereye birakiyorum. ister yuzsun, ister batsin, ister bir caliya takilsin o kagit sandal, hep derenin bir yerinde olucak biliyorum..

    Kalbim seni unutacak kadar adi ise ellerim onu parcalayacak kadal asildir.

    Basini gögsüme yasladiginda tek bir düsmanim vardir:geçip giden zaman.

    Seni benim kadar sevenler , sana benim kadar hasret kalsin.

    Sen elimden tutunca, deniz basardi içimi. Sen elimden tutunca, yüregim yesil yosunlara takilip günlerce dip akintilarinin pesisira gitmk isterdim.

    Yanagina konan kar tanesi eriyip dudaklarina indiginde o bir damla serinligi biriyle paylasmak istediginde yönünü rüzgara dön yeter. Çünkü ben o rüzgardayim….

    Ben seni dün sevmedim, çünkü dün bitti. Ben seni bugün sevmedim çünkü bugün bitecek. Ben seni yarin sevdim çünkü yarinlar hiç bitmeyecek…

    Ask bir elma sekeridir. Sekeri yersin sapi kalir…

    Rüyalarini gül yapraklaiiyla yatagini papatyalarla süsledim, üzerini sevgiyle örtüp tüm kabuslari aldim ki en güzel rüyalari sen göresin..

    Yillar vardir nasil geçtigini bilmezdim, bir gün vardir yasamin anlamini degistirdi bana dair; hissetmedigimi, bilmedigimi yasatti, iste o ani senle yasadim senle sevdim.

    Kalem olsa dünyadaki bütün agaçlar ve bütün denizler mürekkep olsa senin siirini yazamam yinede…

    Yaprak döken gençligimin satir aralarinda alti kirmiziyla çizilmis ve tirnak içine alinmis suskunlugumun bas harflerisin.

    Utanirim , söyleyemem yasadigim yalnizligi , kelimeler yetmiyor ki , bu mu sevda dedikleri.

    Yaninda benden yakin baska biri de olsa , her seyi inkar etmis inandirmis olsanda , ve ona duygulanmis sevdalanmis olsanda , biliyorum bu gece beni düsüneceksin.

    Sevgimiz yavas yavas süzülen çisil yagmur gibi ama irmaklari tasiran cinsten…

    Seni düsünür , seni özlerim , sevgilerin özlemlerin derinliginde ne olur kir seytanin bacagini birkez beni hatirla , bir sonbahar serinliginde…

    Sert rüzgarlar karanlik geceleri severmis , aynen benim seni sevdigim gibi.

    Sen bazen en zifiri karanlik gecemin günesi, sen bazen yasanacak hayatin cesaret verecek mutluluk yani, sen bazen ve her zaman sevgimin tek nedeniI…

    Seni yildizlara benzetiyorum onlar kadar etkileyici,çekici ve güzelsin ama aranizda tek fark var onlar milyonlarca sen birtanesin

     
  • sozlerguzel 6:53 pm on November 2, 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , , , , , , ,   

    En güzel Duygusal Sözler 

    EN GÜZEL DUYGUSAL SÖZLER

    Bana kalsa gökyüzündeki tüm yıldızlar yerine bütün insanlara .Senin gözlerinde ışlıdayan bir çift yıldızı gönderirdim.
    Ya durgun olmalı deniz ; ya durmalı ya da kudurmalı, Sonuna kadar saplanamayacksa hançer kınıda durmalı , Seven ölene dek sevilmeyecekse baştan unutulmalı.

    Sen en büyük sevgiyi hakedecek kadar mükemmel , Herkesin sevmeyi haketmeyeceği kadar özelsin.
    Sen dünyaya sürgün bir meleksin .Ve ben seni o kadar çok seveceğimki .Bir daha cennetine dönemeyeceksin

    Ne seni unutmak gibi bir çaba var yüreğimde,Nede aşkımı körükleyen bir rüzgar , Ne seni görmeden durabilecek kadar güçlüyüm, Ne de kaybetmeye dayanacak kalbim var.
    Sevgi bir yıldızdır yanıp sönen , Masmavi bir düştür gökyüzünde hiç ölmeyen , Sevenlerin mumudur sevgi , Eriyip de hiç bitmeyen.
    Eğer birgün sevmek istersen önce kendini sev,Daha sonrada istersen beni,Ama beni; beni sever gibi değil kendini sever gibi sevmelisin, Çünkü ben seni öyle sevdim.
    Bir gün gelip soracaksın beni mi daha çok seviyorsun yoksa Tanrı’yı mı diye…Ben hiç düşünmeden Tanrıyı diyeceğim ve sen küsüp gideceksin.

    Ama nereden bileceksin içimdeki Tanrının sen olduğunu…
    Hayatta üç şeyi sevdim; seni, kalbimi, ümit etmeyi…Seni sevdim, sensin diye, kalbimi sevdim, seni sevdi diye, ümit etmeyi sevdim, Belki seversin diye…
    Birgün biri çıkıpta güneşe adını buzla yazarsa ,Bilki o seni benden daha çok seviyor…
    Sen en büyük sevgiyi hakedecek kadar mükemmel , Herkesin sevmeyi haketmeyeceği kadar özelsin.
    Yaşamak gecenin tüm karanlığına rağmen, Buğulu bir cama güneşi çizebilmektir.YAŞAMAK DİRENMEKTİR !
    Ağlamak istiyorsanız asla yapmayın.Çünkü, bir yerlerde sadece sizin bir gülüşünüz için,Yaşayan birileri mutlaka vardır.
    Eğer bir gün aşkın ölürse onu doğduğu yere göm kalbine

     
  • sozlerguzel 6:50 pm on November 2, 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , , , , , , ,   

    DuygusaL Sözler 

    Duygusal Sözler

    kumsaldaki kumlari; zaman, gecmisteki anilari; siler. Ama hicbirsey kalbimdeki gercek sevgini SILEMEZ!!!!

    Madem yaşamak güzel ben niçin aglıyorum seni sevmek suç ise cezamı çekiyorum.

    Sen cölde acmis bir cicek olsaydin, seni kaybetmemek icin ölene dek aglardim…

    Cama vuran her damlada bir tek sen varsın ne diyorum biliyormusun her gün yağmur yağsın.

    Mehtaplar kadar serin,denizler kadar derin,senin en güzel yerin, bana bakan gözlerin.

    Son kibrit çöpüm gibi sakladım seni rüzgarsızdı hava tiryakiydim üstelik yakmadım seni ben yağmur yüklü bir bulutum kime çarpsam ağlarım.

    Denizde kalem kumdan kağıtlar yapdım: her yere seni seviyorum yazdım: ama sen aptaldın inandın: ben seni sevmedim, sana taptım

    Ne zaman sağır ressam krisatl bir zemin üzerine düşen yağmur damlasının sesini çizerse seni o zaman unutacağım…

    Bu Nasıl Bir Duygu bilemiyorum;Kimseye Ayrıldık Diyemiyorum,Adını Kim Sorsa Eziliyorum,Ayrılıp Gittiği O Günden Beri….

    Saçının bir teline dünyalar feda olsun, kalbin hep benimle dolu olsun.

    Bir yağmur damlası SENİ SEVİYORUM anlamını taşısaydı ve sen bana seni ne kadar sevdiğmi sorsaydın inanki bitanem hergün yağmur yağardı!!!Madem yaşamak güzel ben niçin aglıyorum seni sevmek suç ise cezamı çekiyorum

    Dusunki ben yagmur damlasiyim yere dustummu dagilirim dusunki ben bir kar tanesiyim gunesi gordummu eririm dusunki sen benimsin gittinmi olurum.

    Sensizliği dinlemek sessizliği dinlemekten zor ama en zoru sensizliğin sessizliğini dinlemek …

    Adına şarkılar yazmadım diye resmini yollara çizmedim diye sanmaki sevgilim seni sevmedim.

    Gülmek için mutlu olmayı bekleme,belkide mutluluk gülüşünde saklıdır.sakın ağlama gelki bir yerlerde senin bir tek gülüşün için yaşayan biri vardır.

    Seni Özlemek Acı Çekmekse O Acıyı Severek Çekiyorum, Seni Sevmek Günahsa Hiç Çekinmeden Günaha Giriyorum, Sana tutkun Olmak Ölmekse Al Sana Canımı Veriyorum.

    Hasretim senelere dönse de ne aşkına bedduam ne de sana kinim var, binbir dert çektirsen de seni mahşere kadar sevmeye yeminim var….

    İsyan etme gök yüzü ne yaparsan yap benim kadar aglayamazsin!!.

    Bunca Cilenin sonu Degilmi bir avuc toprak Ölümden yana Korkum yok Tek korkum UNUTULMAK!!

    Bu günüde gördüm Yarin yasarmiyim bilmem Gencligede güvenemem Ölenler hep ihtiyarmidir??

    Daglarda cicek soldugu zaman Göklerde bulut oldugu zaman Yagmurlar sel gibi aktigi zaman Anlaki BITANEM ben geliyorum!!.

    Saclarina ak düssün istemem Gözlerine yas dolsun istemem Bir tek dilegim var Rabbimden Mutluluklar senin olsun BITANEM!!

    Bir korkudur girdi cikmaz icimden Beni böyle boynu bükük birakma Adini anarim her nefesimde Neolur BITANEM beni unutma!!

    İsmin dudagimda oldu bir hece Bakisin sitemli asksiz bilmece Uykusuz kaldigim kacinci gece Sokak lambalari sahidim olsun!!

    Gönül bahceleri yuvasiz yersiz Hayatin tadi yok anladim sensiz Toprak mezar olsun bana kefensiz Yasayamam sevgilim inan SENSiZ!!

    Hayalin gözümden birgün digermi Yazdigin yaziyi yillar silermi ismini anmadan günler gecermi Sensiz yasamak mümkünmü söyle!!.

    Maziyi yasadim dün aksam yine yazdigin ilk mektup gecti elime Gözlerim takildi ilk cümlesine Seni seviyorum diye yazmissin!!

    Askimin bahari sensin diyerek Kalbimin feryadi dinsin diyerek Hayatta yanliz seni severek Acilan gülümü dermeye geldim!!

    Hasretin bir yana kahrin bir yana Sensizlik ne demek sorsunlar bana Bu hasretlik biter nasil olsa Yinede sevgilim doyamam sana!!.

    Dolmasin gözlerin düsündügün an Gecmisle teselli bul zaman zaman Bu hasretlikte biter diye dayan Benden baskasini sevme ne olur!!.

    Ben seni kalbime yar diyerek Gurbette sevgilim var diyerek Alin yazima boyun bükerek Gözel göslerini görmeye geldim!!

    Mevsimlik bir cicekmisin bir bahar acip bir bahar solasin? vefasiz bir gönülemi düstünde dün hatirlanip bu gün unutulasin? Asla unutmaki hep aklimdasin!!

    İnsani yaslandiran yasadigi yillar degil, ulasamadigi arzularidir. hayatta en aci sey felaketler degil, yasanmasi mümkün iken yasanmayan mutluluklardir!!

    Kimsin sen yasamak isteyipte yasayamadigim umutlarimsin, farkinda olmadan yillardir bekledigimsin belkide, kimsin sen, sen benim sevdigimsin sevdigimi söyliyebildigimsin!!.

    Benim yollarimi bekler diyerek Benim hasretimi ceker diyerek Artik bu ayrilik yeter diyerek Sana canimi vermeye geldim!!

    İnsan duygularını herkesle paylaşmak ister ama sende o kapatiseyi göremedim merve ama olsun sende haklısın sen bir kızsın ama bu yazılanları bana kızlar yazıyorlar demekki onlarda salak ozaman sende salaksın atalarımız boşuna dememişler saçı uzun aklı kısa sen bir örneksin

     
  • sozlerguzel 6:45 pm on November 2, 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Ağır nickler, Ağır resimler, Ağır Sözler, Ağır Smsler, duygusal Ağır Sözler, en Ağır Sözler, Güzel Ağır Sözler, Güzel Ağır Yazıları, güzel yeni Ağır Sözler, Kısa Ağır Sözler   

    Ağır Sözler 

    Güzel Sözler Ağır Sözler
    Güzel Sözler

    Soytarılar Kral Olmuş.. Fahişeler Sultan…aMa ŞuNu uNuTMaYıNKi,SiZiN MaRKa oLDuĞuNuZ YeRDe eTiKeTi BeN KoYaRıM

    PAŞA GÖNLÜM İSTERSE SVERM!. ZORLMA İSTERSM SEVDİRRM!..UĞRŞMA!!!.DİCEKSN Kİ NREYE KDAR BU HVALAR;
    KİM TAKAR DEVRAN DÖNENE KDAR

    BİR ZAMANLAR YOKSULLUKTAN BIRAKTIGIMIZ SAKAL SIMDIKI ZENGIN ZUPPELERINE MODA OLMUŞ

    seviyorum your eyes, cünkü onlar very nice, bir kere look at me, ondan sonra forget me, kalbim tik tak for you, cunku i love you …

    DUNYA DUNYA YALAN DUNYA BIR KIZ SEWDIM ADI ”DERYA” GECEN GUNLER OLDU RUYA BIRGUN BITECEK BU DUNYA

    Agladıgmı Kimsye Söylme Anne Onlr Bni Kral biliyr Kızdmmı Dünyayı Ykar Biliyr.Agladıgmı kimsye Söylme Anne Onlr 1 kız İcn Bu Kdar Düsecgmi Bilmiyorlr!…

    Ne seni unutturacak kadar zaman geçecek ne de geçen zaman seni unutturmaya yetecek bırakıp gitsende unuturum sanma zaman alışmayı öğretir unutmayı asla.

    Bir ömür boyu seninleyim desen de istemem artik. Çünkü sen rüzgarin çosturdugu bir toz bulutusun, bugün bana esersin …yarin ellere.

    Ay agliyor sevipte kavusamayanlar icin. Yildizlar sarki soyluyor sevipte sevilmeyenler icin Bende Agliyorum sevipte kavusamadigim askim icin (…..)

    Bir gün sevgilim sordu a‏sk nedir diye… Biraz zaman istedim dü‏süneyim diye, ertesi gün gِordüm onu bir ba‏skas‎‎ı ile, kulag‎ına f‎ısı‎ldad‎m a‏sk izdiraptir diye

    нαηι єη gυzєℓ αѕкℓαя ιмкαηѕız gєℓιя уα ιηѕαηα, ιмкαηѕız σℓ∂υgυη ι¢ιη αѕıgıм ѕαηα!

    Bir Gun Beni Animsarsan Eger, Once Bir Gulumse Gulucukle An Adimi, Beni Seven Bir Cocuktu De, Ve Sonra Seni Ne Cok Sevdigimi Ogrenememis Olmanin Acisiyla Esef Et!

    yakıSkLSn DdLr’Boyun’Eydm.KarzmSn DdLr’öLym’Ddm.PLyboySn DdLr CewBı KızLRa SöyLttRDm.Ndn Bekrsn Ddlr ‘BekarLK SULTNLIK DEDM

    HAYATINDAN TAMAMEN SILEMEZ BENI KIMSE,YA KALBINDE, VARSA YÜREGINDE YADA BEDENINDE MUTLAKA BIR IZIM KALIR GERIYE..Yüregin yoksa eger rahat ol ozaman izim bedeninde,beni unutmana yetecek MESAFE yok bu alemde,bosuna ugrasma sadece zaman geçer biraz daha bakarsin,alemlere akarsin ama yerime asla bir ALLAHIN KuLunu K O Y A M A Z S I N! ..

    BİZİM OLMADIGIMIZ YERDE SOYTARILAR COŞAR..BİZİM OLMADIGIMIZ YERDE EFELNİR CAKALLAR..WERİLEN HER ARANIN 1 SONU WARDIR.BİZ MEKANA GELİNCE KÖPKLER AYAGA KALKAR

    Biz delikanlı adamız
    Yalandan Hoşlanmayız
    Seversek tam severiz
    Sevmezsek kesip atarız
    EFESLI dir lakabımız
    Her mekanda geçer adımız
    Ayın gölgesınde yatarız her gece
    destan anlatırız
    Bizde hakkı olan sevenleri
    Hiç bır zaman satmayız
    Hepimiz aynı candanız
    Dosta kurban dır canımız
    Eger akarsa kanımız orası son durağımız
    Her meyhanede masamız
    Her alemde şeklimiz
    Ve her karakolda ismimiz
    W_A_R_D_I_R

    Herkes Oyuncu Olabilir Ama Yönetmen Benim.İstediğime Rol Veririm,İstediğime Yol Veririm

    BN KENDM Bİ ALEMiM BU ALEM İÇNDE,BN KENDME BELAYM BİNLRCE BELA İÇNDE,İSTEYN KATLR ALEMİME,İSTEMYN YOL ALIR DEVRAN DÖNR YİNE…

    Gecmişi sildim..Gunumu ezdim..Gelecekmi? Gecmıste..Gunde…Gelecekte BENIM! Ben fazlasyla raatm sizde raat olun…

    AYYAŞA SORMUŞLAR NEDEN İÇKİYİ BIRAKTIN DİYE…DEMİŞ SEREFİNE İÇİLECEK AŞK YOK SATILMIŞ BTÜN SEWGİLER!

    her şey BeNDe BaŞLaR BeNDe BiTeR…SeWeN SeWeR SeWMeYen ****** oLuP GiDER

    onlar SOsyeteNİN CoCukLArı Biz WAroŞLaRın PİSkoPaTlaRı onlaR TakaR BEliNe KaLitE keMeR bİİz taKArıZ BeLimiZE 30’Luk DÖnER…!!!

    HEPINIZ KENDI DALGANIZA BAKIN…DIKKAT EDIN BENIM DALGAMDA BOGULMAYIN

    ßeni Görüp Kendini Sınama…Sadece Görebildiğin Kadarım…Hayat ßir Kumar ise Zarları ßen Atarım…

    Gözüмü kıRpı0ruм s0иu oLмaŷan kaRanLıqa…·CiLvé yaPı0ruм écєLé….! kuŷRuk saLLıorum âżŖâiĿ’є. . .!

    Yalnızlığım bir çığlıktı, hepiniz mi sağırdınız???

    Sevme sevsinler sana önem versinler. Ağlama ağlatki kıymetini bilsinler…

    şαηℓıуız ѕöняєтℓιуιz ραşαуız кяαℓız яєкℓαмız мαякαуız ƒαℓαηız ƒιℓαηız кяαℓıηα ∂єιℓ αℓαуıηα вαѕαяız тєк ƒαякıмız ιzмιяℓι σℓмαмız!!!

    Bizi Eskiler Tanır, Yéniler ôrnek alir, Tanımayanlar ise İbret Alır..

    ALEMİ ALEM YAPAN ÜÇ BEŞ ÇAKALSA….KRALLIK BİZE YAKIŞMAZ…!!!

    ßîzdé SâßâH oLmâz, ßîzdé GünéŞ Doğmâz, ßîz ¡§¥ãNKãR’ıZ Kızım ßîzLé DoSt oLmâk Sîze YaKıŞmaz…

    TopLumdâ Hép îtîLîrîz SanmaKî ßunâ îSteKLiyiz, ßîz SadeCe SêvdiKLêrimizin éSériyiz..!!

    Tek tesellim kadehler başka birşey istemez ssahoş etsin yeter ki rakı şarap fark etmez..

    ECELE SÖZLÜ , ÖLÜME NİŞANLIYIZ , TESADÜFEN GELDİK , MECBURİ YAŞIYORUZ

    OrTaMıN bİTTiği YerdE biZ BaşLaRız TaRzıMız İçİn ÖLür şEKLİmiz İçiN yaŞaRız..!!!…

    HANI SADECE OLUM AYIRIRDI BIZI, SOYLE SEVGILIM…HANGIMIZ öLDü

    $arapSız DuraMayız £srarSiz KaLamayiz Ç€K£r!z £Maneti S!q€riz adaLeti..!!!

    Öyle bir yar severim ki ilaha tapar gibi tapar anama bakar gibi bakarım
    ama dudağında ruj arkasında puşt görürsem anam avradım olsun benzin döker yakarım…

    git bakalım ellere eller seni bnm sevdiğim kdr sevebilecekmi bnm sana
    verdiğim değeri eller sana verebilecekmi????

    ßiZ Bu aLemDe ÇaydanlıĞa KaN KoyaR ßıçakLa KarıştırırıZ DosT DeriZ CaN VeririZ aNcaK DosT uNutunCa öLürüZ..![/b]

    DOKUNMAK ELLERİNE BU KADAR ZOR DEĞİLDİ O ÇOK GÜZEL GÖZLER VAR YA BİR ZAMANLAR O BENİMDİ
    NE YAPALIM ARKADAŞ NASIL İÇİLMESİN DERTLERİN VARSA SEN DE BENDENSİN

    BANA BİR İYİLİK YAP HALİMİ BİLMESİN SAKLA BENİ BÖYLE ÜZGÜN GÖRMESİN

    YOLLARA BAĞLADIM GİDİŞİNİ DİLLERE BAĞLADIM O GİDİŞİNİ YASTIĞA SAKLADIM SEVİŞİNİ NASIL UNUTURUM AH O GÜLÜŞÜNÜ

    ZALİMSİN ANLADIM BENDE KALMADIN ŞİMDİ KİM ZAVALLI KİM KAZANDI ANLA BAKALIM

    VARSA KADERINDE TECAVUZE UGRAMAK CIRPINMAYI BIRAK ZEVKINE BAK

    Kiz DiYé oNém VéRénin.. GuZéL DiYé Kaşar SéVénin! PaRa DiYé Dost SaTanin! KraL oLsa TahTini MAfYa oLsa MéKaNini …….

    Sana Bu SatırLarı Gurbetten Yazıyorum ! Her Kelimemden Sonra İsminLe Başlıyorum Anlaki Herşeyimsin Unutmak İstemiyorum Kim Kimi Unutursa LeyLadan Mecnundan Beter Olsun

    Géçici HéVés DéğiL.. Hak éDéNé NéFés oLurum…

    Sen Gelmezsin Bir Türlü.. Dertlerim Türlü Türlü.. Nice Dertleri Çektim.. Bu Başka Türlü.

    BoşVér! Şimdi Goz YAsLarimi SiLMéyi Gücün YéTéRSé KahKahaya Boğ Béni Birak YaNakLarimi DuDakLarimi .. Gucun VAr iSé YuréğiDéN Öp Béni

    HaksIzLIk Önünde EgiLmem Çünkü HakkImLa ßeraßer Gururumuda Kayßetmiş Olurum..ßen Tekim ßenim ßeyaz Sayfamda KaLemimde SiLgimde SevdikLerimin ELinde..ßen YazarIm ßen SiLerim!’

    ArTik SanDaLYéMDéN Son DéFa DuSuYorum

    Fark imi Fark éTTin Ya.. ArTik FarkéTMéSéNDé Fark éTMéZ

    uMutLar TuKéNDi GéNé iÇiYoRum aNNé. .

    DéTayLAr AynaDir Fark’i YansiTir .. KraLLar iz BiRakir SoyTariLAr KisKanir .. SaLLanirSaDa YiKiLmaz TahTim

    GeceLeri geLme jiLet tutarIm.. Uzatma koLLarInI Sanada AtarIm SenIn Icin ağLar Kendimi dOğrarIm Dedim Ya GüzeLim ßen PisKopatIm..

    Hele bir ışıklar sönsün ..Sular durulsun . Bıçak atacağım Dağın dikine ..Kısa devre yapsın kalbim..Ellerim inatla dökülsün cıgaraya ..Sen beni ozaman Gör..Hele küssün meydan lar Kaldırımlara yağmur dökülsün ..Dağılsın Dişlerimde gülüşler ..Kaybettiklerim bi dönsün ..Sen beni ozaman gör …

    BéDéNim KaRanLikLara RuHum Sana Ait . .

    HayaTi uÇurumLArDa Géçmiş Bir AdaMada MéZar oLaRak uçuRumun KéNari Yakisir. Unutma! ucurumun KéNArindada ÇiCékLéR YéTisir

    kãrdãn ãdãmLãrIn SãLtãnãtI Güne$ görünCeye kãdãrdIr !

    Seni ben kendime KADER saymi$tim, Ugruna her$eyi góze almi$tim. Yúregin ta$tanmi$ ¢øk ge¢ anladim. Bir damla góz ya$i DEGMEZMIS SANA !

    CocukLArin Bir MaSaLa KanDiği Gibi BéNDé SéNin GozLéRiNé Kanmsim GuNésin YéR Yuzunu Yaktiği Gibi Gulum SéNin GozLérinDé yanmisim . .

    GéL BuLut oLDa Yağ Biraz iSLanDir aL BaSimi DizLériNé YasLandir DéLirMisim SéVDé BéNi usLandir..

    oLüm GéLdiği Zaman YaniMa GéLMé.. Bén AzRaiLLé’Dé HéSap KiTap Yaparim !!

    Bir ÇığLıkTI YanLızLığım Hépiniz SağirDiniz . .

    mútluluklâr dêlêrêm yênê âskındâ sên bênê dú$únmedên ya$amana bak sênên dêrtlerên varya benim yanımda ben onlarla ya$arIm sen keyfine bak !

    Sen Uzaktaysan ßen Yanındayım Sen AteSteysen ßen Kordayım ßirGün ßu Dünyadan Göçersen ßilki Senden Önce Ordayım Sonsuz aSkım..!

    Tam KarsiYa GéÇéRKéN BirakTiğin ”O” éL BéNim ..

    KraL OLsan Tacın Gider SuLtan OLsan Tahtin Gider… KraL DeğiLim Tacim Gitsin SuLtan DeğiLim Tahtim GitSin Ben Kendi HaLinde ßir Ağacim Fakat DaLimi Kiranin Ağacini Kökünden Sökerim.

    SaKın üzmesin seni KarşıLıksız SevqiLer, baqrına taŞ basarsın aCıLar birqün diner. Giden qitsin aLdırma yanqınLarda söner.. SaKın dönüp bakma ardına KraL’Lar önde qider..

    Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur !

    GüL SuNaN Bir eLde Daİma Bir miktar GüL KoKuSu KaLır.

    SéNi BoyLé SévDiğiMi BiLSéLér aSaLAr BéNi aMa GuZéLLiğin 10 PaRa éTMéZ ! BéNDéKi Bu a$k oLmassa . .

    Béş PaRa éDérmi VarLiğin. . YokLuğun BéNi aCitSİn aLéM af éTsin Séni BéN AfFétMéM NéRDé unuttuySan BéNi Orda KALL..

    GéCééLrin KaRanLiği YéTMéZ Gibi GunDuzLérimi Dé KaRarTTin KapanSin KapiLar UstuMé KaRanLikLArDa Vé SoGukLarda YaSamaYa AlisTim

    BéN YaSaDikÇa séN ÇıLdıRæCæKsin!!!

    uCurumun KéNaRinDa oLsan BiLé Sirf Hayata GiciKlik oLsun DiYé GuLumSé

    Askini KaNimLa YazDim Hér Bir YaniNa

    DağLar oNumDé éğiLirKéN KaYaLaRa YaLVArMamm

    OmRomu OmRuNé NéFéSiMi NéFéSiNé KaTaYim GéL isMini DağLaRa TasLara YAzaYim GéLLL ..

    Kir KaLbimi Gönlün Olsun, AL Herseyim Senin oLsun…Simdi Baska KoLLardayim, Buda Sana \”KAPAK OLSUN\” !!!

    Sen Ancak benim Mazilerimdeki Bir Anı’nın Sonundaki Nokta Olursun!!!
    85
    Seni Okadar Çok Sevmişimki Zamanında Unutamıyordum Ya Şimdi? Evdeki Köpeğime Bakınca geliyorsun Arada Aklıma!!!

    Benim Gözüm Karadır Sevdiğime Değer Veririm Değer Verdiğimi Severim, Sen benim Değerimi biLmedin Şimdi Sokak Köşelerinde Değer Ara kendine Değersiz insan!

    her Gecem Sana Bedduam İle geçiyor her Günüm Sana Lanet Edişlerimle Bitiyor Sildim Seni hayatımdan Beddualarımda ve Lanetlerimde yaşıyorsun.

    Beni üzdüğüm kadar bu hayatta o lanet hayatına giricek insanlarda beni üzdüğün gibi seni üzssün ozaman anlarsın belki sevmeyi ve üzülmeyi!

    Sen Benim için Artık Sadece Filmlerdeki 1 SaniyeLik Figüranlardansın ben Artık Hayatıma başrol Oyuncusu Arıyorum.

    Bana Kullandığın o ağır Laflar Dönüp Dolaşıp Sana Kdv Olarak geri Dönecek Sen Bunların Hesabını yaparken Ben Sana Gülüp Geçeceğim..

    Okadar Aciz Bir kişiliksin ki! Kendi Hatalarını görmeyecek kadar kör sevgiyi hak etmeyecek kadar nankörsün!!!

    Yüzüne tükürsem Yarabbi Çok Şükür Diyeceksin Bırakıp Gitsem Sadece Gülüceksin! Sen insan değilsinki Bunları Anlayasın!!!

    Beni Sen Hariç herkez Anladı Bir Sen Anlamadın Zaten Artık Anlama Senin Kapasiten Almaz Beni Sen Esnek Ol rahat Ol ben Bakıyorum Hayatıma Yaşıyorım Senden Daha Güzel aLâ..

    Sen benim yemek Masamdaki Sinek Pisliği Olamazsın karaktersiz kişilik!!!

    Senin Adın Varsa benim Namım Var Senin Carizman varsa benim Şeklim var Senin Kalbin varsa benim Aslan Gibi Yüreğim var!

    Sen Vicdanınla Kal yalnız Bir Odada belki ozaman hatırlarsın insan Olduğunu Bu Fanii Dünyada rezil insan!

    Sen Tarifi imkansız bencil bir yaratıksın! seninle geçirdiğim zamana değil seninle geçirmeyi umduğum hayallerime acıyorum şimdi Pislik!

    Seni Şarkılarımda Değil Artık beddualarımda yaşatıcam Sana Aşk Değil Artık Nefret dolu bir kalp yaratacam!

    Senin Sözlerin Kalbimi Acıtsada benim Nefretim yetecek Sana Bunu Unutma!!!

    Kimseye Değil Bu Nefretim Sadece Kendime Sevmeseydim Olmazdı içimde Koca Bir Dünya Şimdi Cehennem Oldu Girme Yanarsın rezil Olursun Karşımda!

    Sen Cümlelerimde Bir nokta nefretimi yazdığım bir imla oldun çıktın hayatımdan hayallerde kaldın Şimdi geri

    Hayatında bir doğru yap kendini iyi hisset nefretim üzerinde beddualarım kalbini vurucak!

    Zamanı Bitirdim Artık Bakam Yüzüme birdaha Sana Son mektubum Bu Yıkıl Karşımdan Olmasın adın Hayatımda!

    Yalanların içinde yalan Mutluluklar diliyorum sana yalancı insan!

    ayrılıklar belini büksün sözlerim yüzünü güldürmesin! sana son sözüm sende yaşa benim yaşadığımı kucak dolusu acılarla!

    Sen Benim Ancak Ayakkabımin üstündeki 1 gram pislik olursun!

     
  • sozlerguzel 6:40 pm on November 2, 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Atatürk nickleri, Atatürk resimleri, Atatürk Sözleri, Atatürk Smsleri, duygusal Atatürk sözleri, en güzel Atatürk Sözleri, Güzel Atatürk Sözler, Güzel Atatürk Yazıları, güzel yeni Atatürk sözleri, Kısa Atatürk sözleri   

    Atatürk Sözleri 

    Güzel Sözler Atatürk Sözleri

    Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.

    Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.

    Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.

    Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.

    Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.

    Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.
    Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.

    Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.

    Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.

    Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.

    Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.

    Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır.

    Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.

    Türk Milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir.

    Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.

    Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.

    Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.

    Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için yeterlidir.

    Biz dünya medeniyeti ailesi içinde bulunuyoruz. Medeniyetin bütün icaplarını tatbik edeceğiz.

    Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.

    Milletimiz her güçlük ve zorluk karşısında, durmadan ilerlemekte ve yükselmektedir. Büyük Türk Milletinin bu yoldaki hızını, her vasıtayla arttırmaya çalışmak, bizim hepimizin en kutlu vazifemizdir.

    İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?

    Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.

    Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.

    Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.

    Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.

    Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.

    Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.

    Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz… Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.

    Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.

    Müsbet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir.

    Mualimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmenleri ve eğiticileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır.

    Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet, henüz millet namını almak istidadını keşfetmemiştir.

    Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır.

    Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir.

    Türkiye’nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iktisadi siyaseti bu aslî gayeye erişmek maksadını güder.

    Ekonomik kalkınma, Türkiye’nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir.

    Atatürk`ün Sözleri atatürk sözleri atatürkün sözleri ataturkun sozleri ataturk sozleri mustafa kemal atatürkün sözleri ATATÜRK SÖZLERİ ATATÜRKÜN SÖZLERİ

    AHLAK

    Tehdide dayanan ahlak, bir erdemlilik olmadığından başka, güvenilmeye de layık değildir.
    Birtakım kuşbeyinli kimselere kendinizi beğendirmek hevesine düşmeyiniz; bunun hiçbir kıymeti ve önemi yoktur.
    Bir milletin ahlak değeri, o milletin yükselmesini sağlar.
    Bir millet, zenginliğiyle değil, ahlak değeriyle ölçülür.
    Saygısızlığın, saldırının küçüğü, büyüğü yoktur.
    Samimiyetin lisanı yoktur. Samimiyet sözlerle açıklanamaz. O, gözlerden ve tavırlardan anlaşılır.
    Medeniyetin esası, ilerlemesi ve kuvvetin temeli, aile hayatın-dadır. Bu hayattaki fenalık mutlaka toplumsal, ekonomik ve politik beceriksizliği doğurur.
    Bir millette, özellikle bir milletin iş başında bulunan yöneticilerinde özel istek ve çıkar duygusu, vatanın yüce görevlerinin gerektirdiği duygulardan üstün olursa, memleketin yıkılıp kaybolması kaçınılmaz bir sondur.

    BAĞIMSIZLIK

    Egemenlik, kayıtsız şartsız ulusundur.
    Ulusal egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, mahvolur.
    İnsaf ve merhamet dilenmekle millet işleri görülemez; millet ve devletin şeref ve bağımsızlığı elde edilemez, insaf ve merhamet dilenmek gibi bir kural yoktur. Türk milleti ve Türkiye’nin çocukları, bunu bir an akıldan çıkarmamalıdır.
    Bağımsızlık, uğruna ölmesini bilen toplumların hakkıdır.
    Dünyada ve dünya milletleri arasında sükun, huzur ve iyi geçim olmazsa, bir millet kendisi için ne yaparsa yapsın, huzurdan mahrumdur.
    Türkiye’nin güvenini amaç edinen, hiçbir başka ulusun aleyhinde olmayan bir barış yolu, her zaman bizim ilkemiz olacaktır.
    Biz Türkler, tarih boyunca hürriyet ve istiklal timsali olmuş bir milletiz.
    Tam bağımsızlık denildiği zaman, doğal, siyasal, mali, adli, askeri, kültürel ve her alanda tam bağımsızlık anlaşılır.
    Bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uşak olmaktan kurtulamaz.
    Bilelim ki, milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlerin avıdır.
    Ulusun bağımsızlığını, yine ulusun kesin kararı ve direnişi kurtaracaktır.
    Ben yaşayabilmek için, kesin olarak bağımsız bir ulusun evladı kalmalıyım. Bu yüzden ulusal bağımsızlık bence bir hayat sorunudur.
    Ya istiklal, ya ölüm.

    BİLİM

    Bilim, gerçeği bilmektir.
    Bilim ve fen nerede ise oradan alacağız ve ulusun her bireyinin kafasına koyacağız.
    Hayatta en hakiki mürşit, ilimdir

    BİRLİK – BERABERLİK

    Birlik ve beraberlik; ölümden başka her şeyi yener.
    Bir ulus, sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzünde onu dağıtabilecek bir güç düşünülemez.
    Bugün vatanımızda bir milli kudret varsa, o cereyan, felaketlerden ders alan ulusun kalp ve dimağından doğmuştur.
    Milli sınırlar içinde bulunan yurt parçaları bir bütündür; birbirinden ayrılamaz.

    CUMHURİYET

    Cumhuriyet, düşüncesi hür, anlayışı hür, vicdanı hür nesiller . ister.
    Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu devam ettirecek sizlersiniz.
    Cumhuriyet düşüncede, bilgide, sağlıkta güçlü ve yüksek karakterli koruyucular ister.
    Cumhuriyet, demokratik idarenin tam ve mükemmel bir ifadesidir. Bu rejim, halkın gelişimini ve yükselişini sağlayan, onlardan esirlik, soysuzluk, dalkavukluk hislerini uzaklaştıran bir yoldur.
    Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur.
    Cumhuriyet, fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre hürmet ederiz.
    Cumhuriyet fazilettir.

    ÇALIŞMAK

    Kendiniz için değil, bağlı bulunduğunuz ulus için elbirliği ile çalışınız. Çalışmaların en yükseği budur.
    Denebilir ki, hiçbir şeye muhtaç değiliz, yalnız bir tek şeye ihtiyacımız var: Çalışkan olmak! Servet ve onun doğal sonucu olan rahat yaşamak ve mutluluk, yalnız ve ancak çalışanların hakkıdır. . Yaşamak demek çalışmak demektir.
    Türk, öğün, çalış, güven.

    DEĞİŞİM

    Türk milletinin istidadı ve kesin kararı, medeniyet yolunda durmadan, yılmadan ilerlemektir.
    Medeniyet yolunda başarı, yenileşmeye bağlıdır.
    İnkılap, Türk ulusunun son asırlarda geri bırakılmış kurumlarını yıkarak yerlerine, ulusun en yüksek uygarlık düzeyine ilerlemesini sağlayacak yeni kurumlar koymaktır.
    Türk milletinin son yıllarda gösterdiği harikaların, yaptığı siyasi ve sosyal inkılapların gerçek sahibi kendisidir.
    Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.

    DİL

    Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.
    Türk milletindenim diyen insanlar her şeyden önce ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır.
    Türk dili, dillerin en zenginlerindendir.

    EĞİTİM

    Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk ekonomisi, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir.
    Bir millet, savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin yaşayacak sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla kaimdir.
    Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.

    EKONOMİ

    Ekonomisi zayıf bir ulus, yoksulluktan ve düşkünlükten kurtulamaz; güçlü bir uygarlığa, kalkınma ve mutluluğa kavuşamaz; toplumsal ve siyasal yıkımlardan kaçamaz. •
    Ekonomik kalkınma, Türkiye’nin hür, bağımsız, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin bel kemiğidir.
    Tam bağımsızlık ancak ekonomik bağımsızlıkla olur.

    FİKİR
    Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre hürmet ederiz. Fikirler, şiddetle, top ve tüfekle öldürülemez.

    GENÇLİK
    Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen Türk istiklal ve cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
    Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu sonsuza kadar yaşatacak olan sizlersiniz.
    Türk gençliği amaca, bizim yüksek ülkümüze, durmadan, yorulmadan yürüyecektir.

    KADIN
    Kadınlarımızın genel görev ve çalışmalarda paylarına düşen işlerden başka, en önemli, en hayırlı, en faziletli bir ödevleri de “iyi anne” olmalarıdır.
    Ey kahraman Türk kadını, Sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.
    Dünyada her şey kadının eseridir.
    Kadınlarımız eğer milletin gerçek anası olmak istiyorlarsa, erkeklerimizden çok daha aydın ve faziletli olmaya çalışmalıdırlar.
    Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur.
    Milletin kaynağı, toplumsal hayatın temeli olan kadın ancak faziletli olursa görevini yerine getirebilir.

    KÜLTÜR VE MEDENİYET
    Bir milletin kültür düzeyi üç safhada; devlet, düşünce ve ekonomideki çalışma ve başarılarının özüyle ölçülür.
    Bir millet savaş alanlarında ne kadar zafer elde ederse etsin-, o zaferin sürekli sonuçlar vermesi ancak kültür ordusu ile mümkündür.
    Asıl uğraşmaya mecbur olduğumuz şey, yüksek kültürde ve fazilette dünya birinciliğini tutmaktır.
    Kültür zeminle orantılıdır. O zemin milletin seciyesidir.
    Kültür, okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek ve zekayı geliştirmektir.

    MEDENİYET
    Medeniyet öyle bir ışıktır ki, ona kayıtsız olanları yakar, mahveder.
    Medeni olmayan milletler, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdur.

    MİLLET HALK MİLLİYETÇİLİK
    Büyük ve tarihi olayları ancak büyük milletler yaşayabilir.
    Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir nitelik alır.
    Felaketler insanları, zeki milletleri daima azimli ve yeni hamlelere sev keder.
    Bir millete hizmet eden onun efendisi olur.
    Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.
    Türk milleti kendisi için, kendi geleceği ve kurtuluşu için çalışan kimseleri ve kurullan zorluk karşısında bırakmayacak kadar yüksek vatanseverlik ve yüksek onur duygusuyla doludur.
    Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin sınırı yoktur. İşte parola budur.
    Bu millet, tarihini iftiharla doldurmuş bir millettir. Türk milletinin geleceği, bugünkü evlatlarının doğru görüşü, yorulmak bilmez çalışkanlığı ile büyük ve parlak olacaktır.
    Milletimizin saf karakteri yetenekle doludur. Ancak bu doğuştan gelen yeteneği geliştirebilecek metodlarla donanmış vatandaşlar lazımdır.
    Kurtulmak ve yaşamak için çalışan, çalışmak zorunda olan bir halkız. Bundan dolayı her birimizin hakkı vardır, yetkisi vardır. Fakat çalışmak sayesinde bir hakkı kazanırız. Yoksa arka üstü yatmak ve ömrünü çalışmadan geçirmek isteyen insanların bizim toplumumuzda yeri yoktur, hakkı yoktur.
    Halkın sesi, Hak’ın sesidir.

    ÖĞRETMEN
    Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.
    öğretmenler! Cumhuriyet sizden düşünceleri hür, vicdanı hür,irfanı hür nesiller ister.
    öğretmenler! Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve ordularınızın zaferi için yalnız ortam hazırlar. Gerçek zaferi siz kazanacaksınız ve sürdüreceksiniz ve kesinlikle başarılı olacaksınız.
    öğretmen, yıllar sonra ödülünü alır.

    MÜZİK-TÜRK MÜZİĞİ- SANAT
    Bir milletin yenileşmesinde ölçü, musikide değişikliği alabil mesi, kavrayabilmesidir.
    Millî, ince duygulan, düşünceleri anlatan, yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir gün önce, genel son musiki kurallarına göre işlemek gerekir. Ancak bu sayede, Türk milli musikisi yükselebilir, evrensel musikide yerini alabilir.

    SANAT
    Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.
    Yüksek bir insan topluluğu olan Türk Milleti’nin.tarihi bir özelliği de, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir.
    Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz… Hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat sanatkar olamazsınız.
    Sanatkar, toplumda uzun çaba ve çalışmalardan sonra alnında ışığı ilk duyan insandır.
    Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa, tam bir hayata sahip olamaz.
    Bir milletin sanat yeteneği güzel sanatlara verdiği değerle ölçülür.

    SPOR
    Ben sporcunun çevik ve namuslusunu severim. Spor, ahlaktır.
    Türk gençliği, sağlıklı yetişip spor yaparsa ulusumuzun geleceği güvence altındadır.
    Sporda başarılı olmak için bütün milletçe sporun niteliği ve değeri anlaşılmış olmak ve ona kalpten sevgiyle bağlanmak ve onu vatan görevi saymak gerekir.
    Ben Türk gençliğinin spor yaparak güçlü olmasını isterim.

    TAKLİT
    Hiçbir millet aynen diğer bir milletin taklitçisi olmamalıdır. Çünkü bir millet, ne taklit ettiği milletin aynı olabilir, ne de kendi milliyetçiliği içinde kalabilir.

    TARİH
    Tarih, bir milletin kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman inkar etmez.

    TUTSAKLIK – ESARET
    Milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.

    VATAN

    Vatan imar istiyor, zenginlik ve refah istiyor, bilim ve ustalık, yüksek uygarlık, hür düşünce ve hür yaşayış istiyor.
    Bu vatan, çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya layıktır.
    Bu memleket tarihte Türk’tü, bugün de Türk’tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır

     
  • sozlerguzel 6:35 pm on November 2, 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , , , , , , ,   

    KISA ATA SÖZLERİ 

    en güzel KISA ATA SÖZLERİ

    Âşık âlemi kör, dört yanını duvar sanır.
    Aşk duygusuyla dolup taşan kişi, bu derin sevginin etkisiyle ne yaptığını bilemez; hoşa gitmeyecek davranışlarda bulunur, sanki bilincini kaybetmiş gibidir; yapıp ettiklerini kimse bilmez, görmez ve söylediklerini kimse işitmez sanır.

    Aşını, eşini, işini bil.
    Doğru, düzgün, sağlıklı, mutlu ve verimli bir hayat mı yaşamak istiyorsun? O hâlde yiyeceğine dikkat et, temiz ve helâl ye. Eşini ve arkadaşını iyi seç, kötülerden uzak dur. Bir iş edin, edindiğin işe sahip çık, onu lâyıkıyla yap.

    Aş taşınca kepçeye paha olmaz.
    Kimi değersiz görülen, bir kenara atılmış bulunan araçlar bir zaman gelir gerekli olurlar; bir zararı önlemeye yararlar. İşte o zaman değerleri birden bire artar, kıymet biçilemez olurlar.

    At, adımına göre değil, adamına göre yürür.
    Bir atın yürümesi ya da koşması, doğrudan sırtındaki binicisinin yönetimine bağlıdır; binici ne isterse onu yapar; koşar, durur ya da yavaş gider. Bir işin akışı da böyledir. İşin sonucu, verimli yahut verimsiz oluşu, o işi yapanın bilgi, beceri çaba ve tutumuna bağlıdır.

    Ata eyer gerek, eyere er gerek.
    Çıplak ata binmek oldukça zordur. Ata binmeyi kolaylaştıran eyerdir. Ancak bu yeterli değildir. Atın üzerinde oturacak kimse eyerin hakkını vermeli ve başarılı olmalıdır. Bunu da ancak yiğit olan yapar. Bir iş için de durum bundan farklı değildir. Yapılan işten verim alınmak isteniyorsa, önce işte kullanılacak araçlar sağlanmalı; sonra da iş ve araçlar işini iyi bilen, bunları kullanabilecek birine teslim edilmelidir.

    Atanın (babanın) sanatı oğula mirastır.
    Çocuklar küçük yaşlarda öncelikle babalarının yaptıkları işlerle ilgilenirler. Babanın oğulla yakın ilişkisi, çocuğun giderek babasının yaptığı işi öğrenmesine yol açar. Baba da bunun için özel bir çaba sarf etmişse, çocukta, bu işi öğrenme yolu kalıcı olur. Büyüyünce kendisi de bu sanatla uğraşır, geçimini bu yolla sağlamaya çalışır.

    Atasını tanımayan Allah`ını tanımaz.
    Ana-babaya değer vermek, onlara saygı-sevgi göstermek, onlara dar günlerinde yardımcı olmak, onlara “öf” bile dememek Yüce Allah`ın buyruklarındandır. Bu buyruklara itaat etmeyen, ana-babaya gerekli ilgiyi göstermeyen, onlara karşı gelen bir kimse Allah`a da karşı geliyor demektir.

    At binenin (iş bilenin), kılıç kuşananın.
    1. Kim ki bir işi beceriyor, bir şeyi kullanıyor, bir şeyden gerektiği gibi faydalanıyor, o şeye sahip olmalıdır; en uygunu, yakışanı da budur. 2. Kim ki başkasının yararlanmadığı, yararlanmasını bilmediği bir şeyi elinde tutuyor ve ondan yararlanıyorsa, o şey, mal sahibinden çok onun sayılır.

    At binicisini tanır (bilir).
    Emir altında çalışan kişi, kendisini yönetenin işten anlayıp anlamadığını, ne isteyip istemediğini, hangi olay karşısında nasıl tavır takındığını bilir; işini de ona göre yapar ve yürütür.

    Ateş düştüğü yeri yakar.
    Bir felâket ya da üzücü olay gerçek anlamda ona uğrayana, yalnızca ilgili kimselere acı verir; onların yüreklerini yakar. Başkalarının, uzak kimselerin duydukları acı, gösterdikleri üzüntü ise yüzeyseldir; kalıcı değil, gelip geçicidir.

    Ateşle barut bir yerde durmaz.
    Bir arada bulunmaları çok tehlikeli görülen şeyler birbirinden uzak bir yerde tutulmalıdırlar.

    Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
    Bir olay ya da durumun varlığı, gerçekten ortada olup olmadığı, belirtisinin görülmesiyle anlaşılacak bir şeydir. Eğer meydanda bir belirti varsa, olay veya durum da var demektir.

    Atılan ok geri dönmez.
    Kimi zaman iyi düşünüp taşınmadan, olacakları hesaplamadan bazı eylemlere girişir ve sonuçta pişman olur insan. O anda ilk durumuna dönmek ister ama bu mümkün değildir. Çünkü olan olmuş, iş işten geçmiştir çoktan.

    Atın bahtsızı arabaya düşer.
    Kimi değerli, yetenekli ama talihsiz kimseler, kişiliklerine uymayan kötü ve bayağı işlerde çalıştırılır; görevlere itilir.

    Atın ölümü arpadan olsun.
    Bir şeye tutkun olan, bir şeyin uzun süre yokluğunu çeken kimi kişiler, kendilerine zarar vereceğini bile bile o şeyi kullanmaktan çekinmezler ve şöyle düşünürler: “Sevdiğim şeye özlem duyarak yaşamaktansa, onu çokça (aşırı ölçüde) kullanıp (yiyip) hasta olayım; hatta öleyim.”

    Atın ürkeği, yiğidin korkağı.
    1. Yiğit de, at da doğacak bir tehlikeye karşı hep tetikte bulunmalı; uyanık davranıp duyarlı olmalıdır. 2. Atın da, yiğidin de korkağından kaçınmalı; onlardan hayır gelmez.

    Atlar nallanırken kurbağa ayağını uzatmaz.
    Meydanda olan şu ki, insana değer, nitelik ve kişiliğine göre davranılır; iş verilir. Bu bakımdan kişi başkalarını ilgilendiren konularda ortaya atılmamalıdır. Ayrıca, değersiz bir kimse de kıymetli ve nitelikli kişilere gösterilen ilgiyi ne beklemeli, ne de ummalıdır.

    Atlasa kıl yapışmaz.
    Dürüst, temiz, kötülükten uzak, işinde başarılı kimseler hakkında söylenen karalayıcı sözler, yapılan iftiralar havada kalır; boşuna söylenmiş olur, onlara bu sözlerin mazarratı bulaşmaz.

    At ölür, itlere bayram olur.
    Kimi yararlı, kıymetli, şahsiyet sahibi kimselerin ölmesi; bulunduğu görevden ayrılması ya da alınması kimi çıkarcı, kıskanç ve aşağılık kimselerin işine gelir; onların sevinmesine yol açar.

    At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.
    Dünyadaki her canlı gibi at da ölümlüdür. Günü gelince o da bu dünyadan ayrılır. Ama onun koştuğu, gezdiği meydan onunla gitmez; kendisinden sonrakilere kalır ve onu hatırlatır. İnsan için de durum atınkinden farklı değildir. O da ölümlüdür. Doğacak, yaşayacak ve ölecektir. Ne var ki, bu dünyadan ayrılırken bıraktığı izler sürüp gidecektir. İnsanlar bu dünyada bu izleriyle anılacaklardır. Önemli olan dünya hayatında iyi bir iz (nam) bırakmak ve rahmetle anılmaktır. Bu bakımdan kişi daha yaşarken adını yaşatacak iyi işler yapmalıdır. Unutulmamalıdır ki, yaşarken iyi işler yapan, iyi eserler bırakan kişiler öldükten sonra da unutulmazlar; onları tanıtan eserleriyle de gelecek kuşaklara taşınırlar.

    At sahibine (biniciye) göre eşer (kişner).
    Yönetilen veya buyruk altında çalışan kişi, tutumunu ya da çalışmasını yöneticisinin tavrına göre ayarlar. Bu sebeple yönetilen değil yöneten, çalışan değil çalıştırıcı daha önemlidir.

    At yiğidin yoldaşıdır.
    Çok açık olarak bilinen bir şey ki, göçebe bir millet olan Türkler için at, savaşta ya da barışta candan bir dosttur. Hemen her saati onunla geçer. At, Türkler için soyluluğun, yiğitliğin, vefakârlığın, yararlılığın ve inceliğin bir sembolüdür. Silâhsız er düşünülemediği gibi, atsız er de düşünülmemiştir. Dolayısıyla at, Türk`ün edebiyatına girmiş ve önemli bir motif oluşturmuştur. At hakkında şiir, menkıbe, masal, atasözü söylenmiş; risaleler kaleme alınmış, âdeta ona insan gibi muamele edilmiştir.

    Ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz.
    Uçsuz bucaksız gökyüzünde uçan, istediği yere ulaşabilen kuşlar bile avlanmak tehlikesinden kurtulamazlar. Hele usta avcılar da varsa tehlike daha da artar. İnsanlar da benzer biçimde tehlikelerden uzak değillerdir. Hiç ummadıkları çeşitli felâketlerle karşılaşabilir, dert ve sıkıntılara düşebilirler. İnsan kendini ne kadar güvenlik alanına çekmeye çalışırsa çalışsın dert, sıkıntı, tehlike, kaza ve türlü işlerden yakasını kurtaramaz.

    Ava giden avlanır.
    Bir çıkar sağlamak için birilerine tuzak kuran, onları aldatan, onlara zarar vermeye çalışan kimse, yapmaya çalıştığı kötülüğe kendisi düşer; zarara uğrar.

    Av avlayanın, kemer bağlayanın.
    Bir uğraş vererek bir şeyi ele geçiren kimse, onu hak eder; o, onundur. Doğrusu ve yakışık alanı da budur. Aksini düşünmek yanlıştır. Bunun yanında, bir şey, onu kullanmasını becerip faydalanmasını bilenindir.

    Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar.
    Kimi becerikli, iyi huylu kadınlar vardır ki, yoksulluk içinde bile olsa onlar eve bir çeki düzen verir; temiz tutar, evi yaşanacak hâle getirirler; içten, samimî davranışlarıyla yuvalarını mutlulukla doldururlar. Kimi kadınlar da vardır ki, huysuzlukları, beceriksizlikleri, kötü davranışlarıyla ailenin düzenini ve mutluluğunu bozarlar. Bolluk içinde bile olsalar, onların tertipsizlikleri, düzensizlikleri, beceriksizlikleri yüzünden ailede huzur kalmaz; onların bu tabiatları yüzünden aile kötüye gider, perişan olur ve sonunda yıkılır.

    Ayağa değmedik taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz.
    Hayat öyle pürüzsüz, gailesiz değildir. İnsanoğlu yaşadığı hayat süresince çeşitli engeller, güçlükler ve olaylarla karşılaşır. Sıkıntılara, çeşitli felâketlere uğrar. Kimi zaman tersi de olmaz değildir, rahata ve mutluluğa da kavuşur.

    Ayağını sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut, düşünme derin.
    Sağlıklı olmak, türlü hastalıklardan korunmak için ayağı sıcak, başı da serin tutmak oldukça faydalıdır. Beden sağlığımızı düşündüğümüz gibi ruh sağlığımızı da düşünmek zorundayız. Bunun için de her sorunu dert etmemeli, olur olmaz şeylere üzülmemeliyiz; sabırlı ve geniş gönüllü olmalı, rahat hareket etmeliyiz.

    Ayağını yorganına göre uzat.
    Dengeli yaşamak isteyen insan mutlaka gelirini, giderine göre ayarlamalıdır. Harcamalar geliri aşmamalı, imkânlar zorlanmamalıdır. Aksine bir hareket bütçeyi sarsar, dengeyi bozar, insanı sıkıntıya sokup rahatsız eder.

    Ayağı yürüten baştır.
    Bedensel hareketlerimizin tümü beynin bulunduğu kafaya bağlıdır, kafaya göre bir yön tutar ve gelişir. Bunun gibi bir işçinin verimli iş yapmasını, bir toplumun dirlik düzenlik içinde yol tutmasını da başta bulunan yöneticiler sağlar.

    Ayı görmeden bayram etme.
    Müslümanlar Ramazan orucuna gökte hilâli (ay`ı) görünce başlarlar; oruç bitince, yani bir ay sonra yine gökte hilâli görünce bayram ederler. Ayı görme işi de son derece dikkat isteyen bir iştir. İnsanlar ayı görmeden nasıl bayram yapamıyorlarsa, sen de bir iş gerçekleşmeden ona oldu gözü ile bakıp de sevinme; dikkatli ol, ola ki bir sebep yüzünden iş gerçekleşmeyebilir, üzülebilirsin.

    Ayıpsız yâr (dost) arayan, yârsız (dostsuz) kalır.
    Hemen her şeyin, her insanın bir kusuru, bir eksiği vardır. Hatasız kul olmaz. Dolayısıyla insanın mükemmel bir dost, arkadaş ve sevgili aramaya çalışması boşunadır. Böyle bir dost bulamayacağı gibi, dostsuz kalması da mümkündür. Bu bakımdan insan bir şey elde etmek, bir dost bulmak istiyorsa onları kusurları ile kabul etmeye hazır olmalıdır.

    Ay ışığında ceviz silkilmez.
    Bir işten iyi, verimli bir sonuç alınmak isteniyorsa, o işin şartları da, araçları da yeterli ve uygun olmalıdır. Aksi takdirde kötü bir sonuçla karşı karşıya kalması mukadder olur.

    Aza demişler: “Nereye?”, “Çoğun yanına” demiş.
    Çok, her zaman azdan daha baskın çıkar. Bu bakımdan genellikle her şeyin azı, çoğa boyun eğer; yahut az, çoğa uyar. Büyük sermaye, küçük sermayeye fırsat vermez; onu idare eder. Bir toplumda çoğun oyu, azın oyunu geçersiz kılar; dolayısıyla az oy sahipleri, çok oy sahiplerine uymak zorunda kalırlar.

    Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz.
    Kim ki elindekinden hoşnut olmuyor, onu yeter bulmuyor, onunla yetinmiyor, daha fazlasını istiyor ve onu hor görüp geri çeviriyorsa büyük bir hata işliyor demektir. Çünkü çoklar, azların (küçük şeylerin) birikmesiyle meydana gelir. Küçük şeylere sahip çıkmayan, onların birikmesiyle olmuş olan çoğu da kaybetmiş sayılır.

    Azıcık aşım, kaygısız (ağrısız) başım.
    Aralıksız çalışarak, çeşitli sıkıntılara katlanarak, amansız zorluklara göğüs gererek zenginlere özgü bir hayat yaşamaktansa, didişmelerden ve çekişmelerden uzak, gösterişsiz ve sakin bir hayat sürmek daha yeğdir.

    Az söyle, çok dinle.
    Dinlemek, öğrenmenin güzel bir yoludur. Kulak vererek dinleyen insan pek çok şey öğrenebilir. Oysa çok konuşan insanda yanılma payı (özellikle bilmediği konularda) çok olur, hata yapma ihtimalî de artar. Ayrıca kişi yanlış ve çok konuşmalarıyla çevresindekileri rahatsız da edebilir.

    Az tamah çok ziyan getirir.
    Elindekiyle yetinmeyen, daha fazlasını isteyen, isteklerine kavuşmak için çeşitli yollara başvuran insan, bu tutumundan ötürü zarara uğrar. Çünkü aç gözlülüğün sebebiyle ihtiyatsız davranmış ve tehlikenin içine düşmüştür. Bu gibi kişiler kimi zaman ellerindekileri de kaybederler.

    Az veren candan, çok veren maldan.
    Varolalı beri insan, insanın yardımına ihtiyaç duymuştur. Bu bakımdan ihtiyaç sahibine yardımda bulunmak bir insanlık görevi hâline gelmiştir. Kimi yoksul kimseler birilerine yardım ya da armağan olarak bir şey verirlerse (küçük de olsa) bu onlar için bir fedakârlıktır. Çünkü verdikleri şeyden kendilerinde de yok denecek kadar az bulunmaktadır. Dolayısıyla yardımları ya da armağanları yürekten, içten ve candandır. Bunun yanında zengin olanın yapacağı yardım, fakirin yaptığı yardımdan daha fazla olabilir. Ancak bu onun için fedakârlık sayılmaz. Çünkü ihtiyacından fazla olan malından vermiştir. Dolayısıyla verdiği malın yoksulluğunu çekmiyordur o..

     
  • sozlerguzel 6:30 pm on November 2, 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , , , , , , ,   

    En güzel Ata Sözleri

    Akıl yaşta değil baştadır.
    İnsanın yaşlanması, aklının artması anlamına gelmez. İnsan büyüyebilir fakat aklı (kıt) kalabilir. Biliriz ki, pek çok genç yaşça büyük olanlardan daha akıllıdırlar. İnsanlar yaşlandıkça tecrübe sahibi olabilirler ama tecrübe akıllı olanların işine yarar, akılsızların değil.

    Ak koyunun kara kuzusu da olur.
    1. İyi ana-babadan kimi zaman kötü huylu çocuklar da olabilir. 2. Çok iyi sandığımız bir işin, girişimin veya tavrın kötü yanları da bulunabilir. 3. Arkadaş, dost ve yakınlarımızın kimi kusurlu yanları da bulunabilir.

    Akla gelmeyen başa gelir.
    İnsan her şeyi eksiksiz düşünüp, başına gelebilecekleri önceden kestirip tedbir alacak güçte değildir. Hiç ummadığı, beklemediği bir anda başına öyle şey gelir ki, bu şeyi daha önce hiç düşünmemiştir bile. Bu durumda yapılacak şey endişe ve korkuya kapılmamak, sakin olmaya çalışmaktır.

    Aklına geleni işleme, her ağacı taşlama.
    Aklına geleni hemen gerçekleştirmeye çalışma; önce iyi düşün, taşın, doğabilecek sonuçları hesapla. Bunun aksine hareket edip iş yapmaya kalkar, her önüne gelene çatarsan büyük sıkıntılarla karşılaşır, zarar görürsün.

    Akraba (dost) ile ye, iç, alışveriş etme.
    Hemen her alışverişin temelinde çıkar yatar. Bu çıkarlar insanları çatışmaya sürükleyip tatsızlıklara yol açabilir; sonuçta ortaya kırıcı, incitici davranışlar çıkar. Dolayısıyla alışveriş dostluğu bozucu bir işlev yüklenmiş olur. Bu ise devamlı görüşen insanlar için hoş bir durum değildir. Bu bakımdan özellikle kendine güvenemeyenler, dostluklarının devamını dileyenler alışveriş konusunda dikkatli olmalı, gerekirse birbirleriyle alışverişten kaçınmalıdırlar.

    Akşama karşı gitme, tana karşı yatma.
    Yüce Allah, gündüzü çalışıp rızk kazanma, geceyi de uyku ve dinlenme zamanı olarak yaratmıştır. Bu sebeple erken kalkıp çalışmalı ve erken yatmalıdır. Yola çıkmak için de en uygun zaman seher vaktidir, her şey görünür olduğundan daha güvenlidir. Gece yolculuk yapmaktan mümkünse kaçınmalıdır; gece yolculuğu hem zor, hem de tehlikelidir.

    Akşamın hayrından sabahın şerri yeğdir (iyidir).
    Elden geldiğince işler akşam ya da gece yapılmamalıdır. Sabah görülmesi daha uygundur. Çünkü gece iş yapmak tehlikelidir. İnsanların en yoğun, yorgun ve dalgın oldukları zaman bu zamandır. Çalışanların hata yapmaları, işi eksik görmeleri, verimsiz olmaları gündüze oranla daha fazla olur. Ayrıca gündüz elde edilebilen imkânlar gece elde edilemez. Bu bakımdan sabahleyin yapılacak iş kusurlu da olsa, akşam yapılacak işten daha iyidir.

    Alacağın olsunda da alakargada olsun.
    İnsanlar kolay kolay borçlu olmak istemezler. Çünkü borç ödemek, özellikle sıkıntıda olanlar için hayli zordur. Bu bakımdan borçlu olmaktansa alacaklı olmak daima iyi görülür. Alınması zor da olsa, borçlu olan ödememek için karşı da koysa, insanın alacaklı olması yine de iyi bir şeydir.

    Alacakla verecek (borç) ödenmez.
    Kimilerine borçlu, kimilerinden de alacaklı olabiliriz. Ne var ki, borcumuza karşılık, alacağımıza güvenip onunla borcumuzu ödeyebileceğimizi düşünmemeliyiz. Böyle yaparsak tedbirsiz hareket etmiş oluruz. Borcumuzun ödenme günü geldiğinde, eğer alacağımız bize ödenmemişse zor durumda kalabiliriz. Bu yüzden borcumuzu, alacağımızla öderiz hesabına gitmek doğru değildir; bu bir tedbirsizliktir.

    Alçak uçan yüce konar, yüce uçan alçak konar.
    İnsanların toplum içindeki yerlerini tutum ve davranışları belli eder. Kimi insan vardır ki alçak gönüllüdür, büyüklük taslamaz, insanların mevkilerine göre tavır takınmaz; işte bu kimseler saygı ve sevgi görür, toplum içinde yükselir. Kimi insan da vardır ki kibirlidir, herkesi küçük görür, üstünlük taslar; bu insan da hiç sevilip sayılmaz, toplum içinde de iyi bir yer edinemez.

    Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır.
    İnsan hiçbir işinde aşırılığa kaçmamalı, orta bir yol izlemelidir. Gerek maddî, gerekse manevî yönden kendisine en uygun olanı seçmelidir. Orta bir yol izlemeye yanaşmayan insana hem çok düşük, hem de çok yüksek hayat biçimi zarar verir.

    Alçak yer yiğidi hor gösterir.
    Elindeki imkânları sınırlı olan, basit bir görevde bulunan kimse ne kadar değerli olursa olsun kendini gösteremez; kişiliğini, yeteneğini kanıtlayıp lâyık olduğu yere gelemez. Bu durumda onun önemsiz görülmesine, etkisiz kalmasına, yitip gitmesine sebep olur.

    Al elmaya taş atan çok olur.
    1. Önemli, parlak mevkileri elde etmeye çalışan çok olur. 2. Değerli, güzel ve çekici olan şey herkesin dikkatini çeker. Kimileri onu elde etmeye çalışırken, kimileri de kıskançlığa düşüp onun aleyhinde çalışırlar.

    Alet işler, el övünür.
    İnsan ne iş yaparsa yapsın, ne kadar usta olursa olsun, o iş için gerekli araç-gereç olmadan başarı elde edemez. Durum bu kadar açık olduğu hâlde, araç-gereci bir tarafa atıp kendi ustalığı ile övünmekten geri durmaz insanoğlu.

    Alışmış kudurmuştan beterdir.
    Bir şeye alışkanlık tutkuyu, tutku da tutsaklığı peşinden sürükler. Bir şeye alışkın olan, bir anlamda onun tutsağı olmuştur. Artık onu yöneten alışkanlıklarıdır, kolay kolay bu alışkanlıklardan vazgeçmez. Alışkın olduğu şeyden kopmamak için her yola başvurur, delice davranışlar gösterir.

    Al kaşağıyı gir ahıra, yarası (yağırı) olan gocunsun (gocunur).
    Bir meseleyi halletmek, bir yolsuzluğu soruşturmak, bir haksızlığın önüne geçmek için ne gerekirse yapılıp söylenmelidir. Bu sırada kabahati olan varsın tedirgin olsun, alınıp telâşa kapılsın.

    Allah bir kapıyı kapatırsa ötekini açar.
    İşi büsbütün bozulan, bir çıkmaza düşen insan karamsarlığa kapılıp Yüce Allah`tan umut kesmemelidir. Çünkü Allah rahmetini esirgemez, O`nun rahmeti boldur. Allah hiç umulmadık bir anda bir sebep yaratır ve çare gösterir, bize iyi imkânlar sunar. Yeter ki O`na inanıp güvenelim, O`ndan umut kesmeyelim.

    Allah dağına göre kar verir (verir kışı).
    Yüce Allah, her kuluna kaldırabileceği ölçüde yük, sıkıntı verir. Bu kimine az, kimine çoktur. Herkesin dayanabileceği kadardır.

    Allah doğrunun yardımcısıdır.
    Yüce Allah, insanlara neyin eğri, neyin doğru olduğunu kitapları ve peygamberleri vasıtasıyla göstermiştir. Onun yap dediğini yapan, yapma dediğini yapmayan doğru yoldadır. Onun istediklerini yerine getiren, haram kıldığı şeylerden kaçınan, onu bunu aldatmayan, yalan söylemeyen, doğruluktan sapmayan kişiye Allah yardım eder; o kişi her işte başarı sağlar, kötülük görmez, zarara da uğramaz. O hâlde doğruluktan şaşmamalıdır.

    Allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar.
    İşleri kötü giden kişi Allah`tan umut kesmemelidir. Rahmeti bol olan Yüce Allah, kimseyi rızksız koymaz. Allah`ın bir sebeple bizi içine düştüğümüz kötü durumdan çıkarıp, daha iyi ve güzel bir duruma kavuşturacağına inancımız tam olmalıdır.

    Allah`ın bildiği kuldan saklanmaz.
    Bütün insanlar, yaptıkları her şeyden yaratıcıları olan Allah`a karşı sorumludurlar. Allah, kullarının ne yaptıklarını, ne düşündüklerini ve kalplerinden geçenleri bilir. İnsan, eğer bir suç işlemişse, bu suçundan dolayı önce Allah`tan korkmalı ve utanmalıdır. Çünkü, hiçbir şeyin kendisine gizli olmadığı Allah, onun suç işlediğini biliyordur. Bunu gizlemek, o suçu ortadan kaldırmaz. Öyle ise onu kuldan niçin saklamalıdır?

    Allah kulunu kısmeti ile yaratır.
    Her insan dünyaya rızkı ile gelir. Allah, onu mutlaka bir geçim yoluna ulaştırır; bu yol zor ya da kolay olabilir. Yeter ki insanlar birbirinin rızkına el uzatmasınlar.

    Allah sabırlı kulunu sever.
    Acı, yoksulluk, haksızlık ve hastalık gibi üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan, olacak veya gelecek bir şeyi telâşa kapılmadan bekleme erdemidir sabır. Bu, insanın sahip olabileceği en değerli huylardandır. Böyle kimseler dayanıklı olur, güçlüklere göğüs gerer, kötülükleri kolay savar, sıkıntıları çabuk atlatır. Cenab-ı Hak da böyle kullarını sever. Öyleyse bu sevgiye lâyık olmak için sabırlı olmaya gayret etmeli insan.

    Allah sağ eli sol ele muhtaç etmesin.
    Birine muhtaç olup ondan bir şey istemek, istediğinin yerine gelmediğini görmek insana çok ağır gelir. Bu yüzden bir de hakarete uğramak, hele en yakınından böyle bir tavır görmek insanı kahreder. Bu sebeple “Allah`a, bizi en yakınımıza dahi muhtaç etmesin” diye dua etmeyi bir görev bilir insan.

    Allah`tan umut kesilmez.
    Allah, kendisine inananları güç durumda bırakmaz. En umutsuz anlarında bile bir sebep yaratıp onları sevindirir, işlerini yoluna kor, durumlarını düzeltir. Bu bakımdan Müslümanlar en kötü ve umutsuz durumlarında bile karamsarlığa düşüp yalnızlık korkusuna kapılmazlar. Yüce Allah`ın onlara lütufta bulunacağına, onları koruyacağına gönülden inanırlar.

    Allah uçamayan kuşa alçacık dal verir.
    Kiminin gücü az, kiminin yeteneği sınırlıdır. Allah, bu insanlara da durumlarına göre imkânlar verir; kolaylıklar gösterir; onların da bir hayat düzeni kurmalarına, geçim yolu bulup barınmalarına yardım eder.

    Almadan vermek, Allah`a mahsus (yaraşır).
    Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, ama ihtiyaç sahiplerinin muhtaç olduğu tek varlık, şanı yüce olan Allah`tır. Karşılık beklemeden yardım yapmak sadece ve sadece Allah`a mahsustur. Bu sebeple insanlar yardımlaşırken bir karşılığı gözetirler. Bir şey verirken almaya gereklilik duyarlar. Öyleyse siz başkasına yardımcı olunuz ki, başkası da size yardımcı olsun.

    Almadığın hayvanı kuyruğundan tutma.
    Hiçbir zaman alamayacağın bir mala alacakmış gibi, yapamayacağın bir işe yapacakmış gibi, yanında çalıştıramayacağın bir kişiye çalıştıracakmış gibi yakın ilgi gösterme. Bu, karşı tarafa boş yere umut vermek olur ki, doğru bir hareket değildir.

    Alma mazlumun âhını, çıkar âheste âheste.
    Zalim olma, kötülük yapıp da can yakma. Yoksa mazlumların bedduasını alır, yaptığın kötülüklerin cezasını feci şekilde çekersin.

    Altın anahtar her kapıyı açar.
    Para güçlü bir araçtır. Paranın halledemeyeceği, ortadan kaldıramayacağı engel ya da mesele yok gibidir. Çünkü insanlar çıkarlarına, nefislerine düşkündürler. Bu düşkünlük onları zayıf bırakır. Para da bu zayıf insanları kolayca elde eder. Dolayısıyla karşılığını para ile ödediğinizde, insanlar pek çok engeli önünüzden kaldırır; istediğiniz şeyi kolayca elde edersiniz.

    Altın eli bıçak kesmez.
    1. Zengin kişi para ile pek çok meselesini halleder, paranın gücü sebebiyle ona zarar vermek zorlaşır. 2. Hünerli, işinin ehli kimseyi hayat zorlukları kolay kolay etkileyemez. Bir an zorluklar onu sarssa bile, o yılmadan çalışır; işlerini yoluna kor ve hayatını sürdürür.

    Altın eşik, gümüş eşiğe muhtaç olur.
    Ne varlığa, ne makama güvenmemeli; hiç kimseye yukarıdan bakılmamalıdır. Gün gelir insan elindeki varlığı yitirip yoksullaşabilir, bir zamanlar kendisinden daha yoksul olan bir kişiye muhtaç olabilir. Mevkisini de kaybedebilir ve kendisinden daha önce altta olan insanların emrinde çalışmaya mecbur kalabilir.

    Altın yere düşmekle pul olmaz.
    Yetenekli, dürüst ve değerli bir kişi bulunduğu yüksek yeri (makam-mevki) yitirip önemsiz bir yerde bulunmak zorunda kalsa bile değerinden bir şey kaybetmez.

    Altı olur, yedi olur, hep Allah`ın dediği olur.
    İnsanoğlu ne tür hesaplar ve plânlar yaparsa yapsın, ne tür ihtimalleri göz önüne alırsa alsın, sonuçta Allah ne dilemişse o olur. Bunun için “takdir, tedbiri bozar” demişlerdir.

    Aman diyene kılıç kalkmaz (Eğilen baş kesilmez).
    Yiğitliğinize, mertliğinize güvenerek teslim olan kişi size sığınıyor; canının da sizin tarafınızdan korunmasını istiyor demektir. Böyle bir durumda ona kötülük yapmak ya da onu öldürmek doğru değildir. Aksi bir tavır insanlık dışı bir hareket olur, meğer ki sığınan kişi düşman bile olsa.

    Ana evlâdını atmış, yar başında tutmuş.
    Biliriz ki, çocuğu en fazla seven, ona en fazla emeği geçen, onu en fazla koruyan, onunla en fazla bütünleşen genellikle annedir. Bu sebeple ona ne kadar kızarsa kızsın, ondan ne kadar nefret ederse etsin, bu durumunu devamlı sürdürmesi düşünülemez. Çocuğun tehlikeye düştüğü bir anda, annelik içgüdüleri harekete geçer ve onu korumaya çalışır.

    Ana gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz.
    Şehirler içinde Bağdat öteden beri güzel, önemli ve gözde şehirlerden biridir. İnsanı kendine çeken, pek çok şehirde bulunmayan özelliklere sahiptir. Annenin de diğer insanlar içinde ayrıcalıklı bir yeri vardır. Onun kadar çocuğunu seven, çocuğuna gönülden bağlı bir yakın, bir dost yoktur insanlar içinde. Ne zaman başımız dara düşse hemen o koşar, elimizden tutmaya o çalışır.

    Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
    Kimi meseleleri üstü kapalı, bazı ipuçları vererek şöyle bir anlatmak zorunluluğu hasıl olur. Anlayışlı kimseler bu tür konuşmadan ne denmek istendiğini kolayca anlarlar. Ama kavrayışı kıt kimseler ne kadar açık anlatılırsa anlatılsın, ne kadar tekrar edilirse edilsin ne denmek istendiğini bir türlü anlayamazlar.

    Araba devrilince (teker kırılınca) yol gösteren çok olur.
    İnsanlar her nedense her şey olup bittikten, işler bozulduktan, ortaya kötü bir sonuç çıktıktan sonra “niçin böyle yaptın, şöyle yapsaydın, bu yolu tutmalıydın” gibi sözler söylemeyi alışkanlık edinmişlerdir. Önemli olan yapma biçimindeki yanlışlığı, tutulan yoldaki tehlikeyi önceden görmek ve uyarıda bulunmaktır.

    Araba ile tavşan avlanmaz.
    Hemen her iş ayrı bir araç, yol ve yöntemi gerekli kılar. Başarıya ulaşılmak isteniyorsa o iş için uygun olanlar seçilmelidir. Eğer bunun dışına çıkılırsa başarıdan söz edilemez.

    Arabanın ön tekeri nereden geçerse arka tekeri de oradan geçer.
    1. Büyükler nasıl bir davranış veya yaşayış yolu tutmuşlarsa çocuklar da onları taklit eder, onların izinden gider. 2. Yönetenlerin tavır biçimi, zamanla yönetilenlere geçer.

    Ar dünyası değil kâr dünyası.
    1. Yaptığı iş eğer namusuna dokunmuyor, onurunu zedelemiyorsa geçim için şu ya da bu işi yapmalı insan; utanıp sıkılmadan para kazanmalıdır. 2. Kimi insanlar vardır ki, namus ve onur denen değerleri bir tarafa fırlatmış, çıkar için her türlü işi yapmaktadırlar.

    Arı bal alacak çiçeği bilir.
    Bazı kimseler, açıkgöz insanlar ve işinin uzmanı olanlar, çıkar sağlayabilecekleri, kazanç elde edecekleri yerleri gayet iyi bilirler.

    Arı, kızdıranı sokar.
    Hiçbir insan durup dururken çoklukla birinin canını yakmaz. Kişi ancak kendisini kızdırıp bunaltana, sataşıp ilişene, kötülük yapana karşı ister istemez eyleme geçer; saldırır ve zarar verir.

    Arık öküze bıçak çalınmaz.
    Güçsüz, zayıf, kendisini zor ayakta tutan kimselerden yararlanmaya çalışmak, onlara eziyet edip çile çektirmek doğru değildir; bu yiğitliğin ve insanlığın şaşına yakışmaz.

    Arpa eken buğday biçmez.
    1. Kötü bir davranışta bulunan insan iyilik göremez. 2. Yapmaya çalıştığı işin üzerinde lâyıkıyla durmayan ondan iyi sonuç alamaz.
    Arsızın yüzüne tükürmüşler, “yağmur yağıyor” demiş.
    Arsız insan kişiliğini, saygınlığını, utanma duygusunu yitirmiş insandır. Dolayısıyla o ne kadar ağır hareket görse, söz işitse yine de aldırış etmez; pişkinliğe vurup iyi bile karşılar.

    Arslan yatağından (yattığı yerden) bellidir (belli olur).
    İnsanların kişilikleri ile sürekli bulundukları yerler arasında bir özdeşlik kurmak mümkündür. Bir kimsenin kişiliği çalıştığı iş yerinin niteliğinden; yatıp kalktığı evin temizliğinden, düzeninden anlaşılır.

    Asil azmaz, bal kokmaz (kokarsa yağ kokar, çünkü aslı ayrandır).
    Kendine has özellikleri bulunan bir nesne ne denli biçim değiştirirse değiştirsin, aslî özelliğini yitirmez. Bu durum insan için de söz konusudur. Soylu bir aileden gelen insanlar ne denli büyük bir sarsıntı geçirirlerse geçirsinler, bayağı bir duruma düşüp yozlaşmazlar; soyluluklarını yitirmezler. Ama mayalarında kötülük, noksanlık bulunan kimseler için böyle bir şeyden söz edilemez; onlar eninde sonunda bir açık verirler, olumsuz yanlarını dışa vururlar.

    Aslını inkâr eden (saklayan) haramzadedir.
    Bir insan çarpık bir ailenin üyesi olabilir; yoksul, eğitim görmemiş kaba bir aileden gelebilir. Bu durumunu birilerinden saklamak ve onlara karşı bir utanç kaynağı olarak görmek son derece yanlıştır. Çünkü insan, böyle bir aileden gelmekle değersiz olamaz. Kendisini değerli ya da değersiz kılmak kendi elindedir. Böyle bir tavrı da ancak zayıf karakterli insanlar gösterebilir ya da bu tavır ancak piçlere yaraşır.

    Âşığa Bağdat sorulmaz (ırak değildir).
    Kim ki bir şeyi elde etmek ister, ona taşkın bir kavuşma isteğiyle yanıp tutuşur, o kimseye zor şartlar ağır gelmez; o, her türlü çabayı gösterir; her türlü fedakârlığa katlanır.

     
  • sozlerguzel 6:27 pm on November 2, 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , , , , , , ,   

    Ata Sözleri En güzel ve en sevilen ata szleri arşivi smsler yazılar hepsi asksiirleirmde

    kadri yağmurda bilinir.
    Her şeyin bir değeri vardır. Bir şeyin gerçek değeri (kadri) ise, ona gerçekten ihtiyaç duyulduğu zaman ortaya çıkar.

    Abdala “kar yağıyor” demişler, “titremeye hazırım” demiş.
    Yoksulluk ve sıkıntı içinde yaşayıp eziyet çekmekte olan kimseler, karşılaşacakları zor şartlardan endişe duymazlar. Çünkü onlar bu şekilde yaşamaya alışıktırlar.

    Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır.
    Kimi görgüsüz ve eğitimsiz kimseler bir rastlantı sonucu lâyık olmadıkları önemli bir işin başına geçseler ya da bir mevki elde etseler, aptalca davranmaya, o yerin adamı gibi görünmeye ve böbürlenmeye başlarlar. Dahası, bunun kendi hakları olduğunu da ileri sürerler.

    Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz.
    Kimi insanlar yaptıkları işten zevk duyarlar ve onu bırakmak istemezler; bu işi sürekli olarak, tekrar tekrar yapmaktan da hiç bıkkınlık duymazlar.

    Abdalın dostluğu köy görünceye kadar.
    Çıkarı için yakınlık gösterip dostluk kuran kimse, beklediği yararı elde ettikten, işini yürütecek başka yollar bulduktan sonra sizinle olan ilişkisini keser.

    Abdal (derviş) tekkede, hacı Mekke`de bulunur.
    Hemen herkesin ilgi duyduğu bir alanı, kendine özgü bir işi vardır. İlgi duyduğu alan ya da iş neredeyse kişi de orada bulunur.

    Acele bir ağaçtır, meyvesi pişmanlık.
    Telâşla, sabırsızca ve ivedilikle yapılan işler genellikle kötü sonuçlar doğurur; kişiyi pişmanlığın içine iter.

    Acele ile menzil alınmaz.
    Telâşlanıp ivmekle, sabırsız davranmakla daha çabuk sonuç alacağımız, başarı kazanacağımız sanılmamalıdır. Bilinmelidir ki her işin bir süresi vardır.

    Acele işe şeytan karışır.
    Düşünüp taşınmadan, çabuk davranılarak yapılan işten iyi sonuç beklenmemelidir; o iş ya yanlış ya da bozuk olur.

    Acemi katır kapı önünde yük indirir.
    Bir işin yabancısı olan, bir işe alışmamış, beceriksiz ya da anlayışsız kişi, kendisinden beklenen işi eksik yapar ve istenildiği gibi yerine getiremez; daha başlangıç anında veya en önemli yerinde işi bırakıverir.

    Acıkan doymam (sanır), susayan kanmam sanır.
    Uzun süre bir şeyin yokluğunu çekip ona ihtiyaç duyan kimse, o şeyden ne kadar çok elde ederse etsin tatmin olmaz; kendisine yetmeyeceği duygusu içinde bulunur.

    Acıkmış kudurmuştan beterdir.
    Bir şeyden uzun süre yoksun kalan kimse, onu gördüğü anda ele geçirmek ister; kendinden geçercesine ona saldırır, sanki kudurmuş gibidir, gözü hiçbir şeyi görmez, tek düşündüğü uzun süre yokluğunu çektiği o nesnedir.

    Acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur.
    Bir kimsenin acınmasına yol açar, başkalarını ona merhamete getirirseniz, o kimse yerli yersiz yardım dilemeye başlar ve gittikçe arsızlaşır; bunun yanında kimilerinin hakkını kısar, emeklerinin karşılığını vermez ve onları aç-yoksul bırakırsanız, onlar da hırsızlık yapmaya başlarlar.

    Acı patlıcanı kırağı çalmaz.
    Kötü durumda olan bir kimseyi, ortaya çıkacak yeni kötü durumlar etkilemez; pek çok zorluğa katlanabilir; çünkü o, böylesi kötü durumlara alışmıştır. Ayrıca, işe yaramayacak hâle gelmiş kimseler de, tutar bir yanları olmadığı için felâketlerden çekinmezler.

    Acı (kötü) söz insanı (adamı) dininden (çıkarır), tatlı söz (dil) yılanı deliğinden (ininden) çıkarır.
    Onur kırıcı, sert, kötü sözler insanı öfkelendirir; sabrını taşırır, çileden çıkarır, hoş olmayan davranışlara sürükler. Bunun aksine yumuşak, tatlı, hoş sözler de öfkeli, geçimsiz, saldırgan insanları yatıştırabilir; zarar vermelerinin önüne geçip onları doğru yola sokabilir.

    Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.
    Aç, yemek yeme ihtiyacı olan, yemesi gereken kimsedir. Bu insanın düşüncesi de karnını doyurmaktır. Onun bu isteği kimi özürlerle giderilip geçiştirilemez, böyle yapılmak istenirse kimi anlamsız ve aşırı davranışlara kaymasına neden olunur. Çocuklar da bir şey istediler mi hemen onun yerine getirilmesini isterler, beklemek nedir bilmezler.

    Aç (arık) at yol almaz, aç (arık) it av almaz.
    İş gördürülen kimselerden verim umuluyorsa onlar aç, yoksul ve zaruret içinde bırakılmamalı, her yönden tatmin edilmelidirler.

    Aç ayı oynamaz.
    Kendisinden iş beklenilen kimseden emeğinin karşılığı esirgenmemelidir; insan ya da hayvan olsun, çalışan mutlaka doyurulmalıdır.

    Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız (yüzsüz) edersin.
    Yönetiminde bulunan, gözetiminde olan kimseleri maddî ve manevî yönden tatmin etmelisin. İnsanları bu yönlerden sıkıntıya düşürür, emeklerinin karşılığını vermez, kötü muameleye maruz bırakırsan yanlış yola saparlar; söz dinlemez olurlar, arsızlaşırlar.

    Aç doymam, tok acıkmam sanır.
    Uzun süre yokluk içinde olan aç insan elde ettiğinden çoğunu ister, tatmin olmaz, yetmeyeceği duygusunu taşır. Tok, yani varlıklı insan ise var olanla yetinir gibidir, elindekilerin bir gün gelip tükeneceğini düşünmez, yeni kazanç yollarına başvurmaz, dahası elindekileri bilinçsizce harcamaya devam eder.

    Aç elini kora sokar.
    Aç ve yoksul insan, zorunlu ihtiyaçlarını gidermek için canı pahasına bile olsa her türlü tehlikeye atılmaktan çekinmez.
    Aç gözünü, açarlar gözünü.
    Uğraşılarında, giriştiğin işlerinde uyanık bulunup dikkatli olman gerekir; yoksa umulmadık, beklenmedik bir anda büyük zararlarla karşı karşıya kalabilirsin. Bu belâdan sonra aklın başına gelir ama iş işten geçmiş olur.

    Açık ağız aç kalmaz.
    Çalışan, didinen, ne istediğini bilen, bıkmadan usanmadan bunu dile getiren kişi geçim yolunu bulur; muhtaç duruma düşmez, aç kalmaz.

    Açık yaraya tuz ekilmez.
    Acısı ve derdi taze olan bir kimsenin üzüntüsünü artıracak söz ve davranışlardan kaçınmak gereklidir.

    Açık yerde tepecik kendini dağ sanır.
    Kıymetli, yetenekli kimselerin bulunmadığı veya az bulunduğu bir yerde, kendinde az da olsa bir şey bulunan kimse böbürlenmeye, büyüklük taslamaya başlar.

    Açılan solar, ağlayan güler.
    Hayatta hemen her şey bir değişimin içindedir, olduğu gibi kalmayıp tersine dönebilir, güzel çirkinleşebilir; mutsuz mutlu, yoksul da zengin olabilir.Msn Öğretmen öss kpss Gazeteler Sohbet hazır mesajlar ders izle Belirli Gün ve Haftalar Çanakkale savaşı şiir

    Açın gözü ekmek teknesindedir (olur).
    İnsanın tek amacı, öncelikle kendisi için gerekli, yaşaması için zorunlu olan, yokluğunu çektiği şeyi elde etmektir.

    Açın karnı doyar, gözü doymaz.
    1. Bir şeyin uzun süren yokluğu açlık ve doyumsuzluk duygusuna iter insanı; bu insan hiç doymamış, aç kalacakmış gibi davranır; gözü nesnelerde kalır, o nesneleri kaybedecek sanısına kapılır. 2. İhtiraslı kişi elindekiyle yetinmez, daha fazlasını ister.

    Aç kurt bile komşusunu dalamaz.
    Komşu hakkı çok yücedir. Komşuya hangi şartlarda olursa olsun, aç ya da zengin iyi davranılmalıdır. Çünkü toplumun dirlik ve düzenliği bir yönüyle buna bağlıdır.

    Açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna.
    Sır özeldir ve gizli tutulmalıdır. Onun gerçekten duyulup yayılması istenmiyorsa, dosta bile açılmamalıdır. Açılırsa o da ağzından kaçırabilir ya da yakınına anlatabilir, bunu başkaları duyabilir, saklamaya çalıştığın şey sır olmaktan çıkar, yayılır.

    Aç ne yemez, tok ne demez.
    Yoksul kişi ihtiyaç duyduğu şeyin en kötüsüne bile razı olur; iyisini, kötüsünü arayacak durumda değildir. Oysa varlıklı kişi için durum farklıdır, o her zaman daha iyisini ister, en güzel şeylerde bile bir kusur bulur, mırın kırın eder.

    Aç tavuk (düşünde) kendini buğday (arpa, darı) ambarında sanır (görür).
    Yoksulluk çeken, varlık yüzü görmeyen kişi sürekli ihtiyaç duyduğu şeylerin hasretini çeker; kendisini onları elde etme hayaline kaptırır, olmayacak düşler kurar.

    Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü.
    Hoşuna gitmeyecek sözler söylenmesine, hakkında kötü şeylerin ortaya çıkmasına yol açmak istemiyorsan karşındakini kızdırma.

    Aç tokun yüzüne bakmakla doymaz.
    İnsan ihtiyaç duyduğu, sürekli yokluğunu çektiği şeyleri varlıklı kimselerde görmekle onlara sahip olmuş sayılmaz. Tatmin olabilmek için onları gerçekten elde etmelidir.

    Adalet ile zulüm bir yerde barınmaz.
    Bu iki şey tamamen bir birinin karşıtıdır. Hak, hukuk ve doğruluğun bulunduğu yerde zulüm olamaz, zalimler bulunamaz. Zulmün bulunduğu yerde ise hak yeme, sömürü, eğrilik, azgınlık vardır ve orada da ne adalet ne de âdil vardır.

    Adam adama her daim muhtaç (gerek olur).
    Tek başına yaşamak oldukça zor olduğundan insanlar bir arada yaşarlar, dayanışmaya gerek duyarlar. İhtiyaçlar bu sayede karşılıklı olarak giderilir. Bu bakımdan hiçbir insanı küçümseyip yararsız saymamalı; olur ki bir gün, hiçlenen o insanın yardımına gerek duyulabilir.

    Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil (Adam adama yük olmaz).
    Birileri gelip konuğumuz olabilir, evimizde kalabilir. Bu konuk tıpkı can gibidir; can nasıl gövdeye geldiği gibi gidiyorsa, konuk da günün birinde geldiği gibi gidecektir. Bu sebeple yanımıza gelen arkadaş, dost, yakın ve konuklarımızdan yaka silkmemeliyiz.

    Adam adamdan korkmaz, utanır (hatır sayar).
    Bir kimse kendisine yapılan kabalık, kötülük karşısında sert tepki göstermiyor, benzer bir şekilde karşılık vermiyorsa, bu korktuğundan değildir; hatır saydığındandır, utandığındandır, duygularına egemen olduğundandır.

    Adam adam denmekle adam olmaz.
    Değerleri olmadığı hâlde değer verip saygı duyarak, bazı unvanlar vererek, överek, pohpohlayarak bir kimseyi iyi yetişmiş, değerli bir kimse yapamayız. Gerçek şahsiyet, olgunluk, insana yakışacak durum, tutum ve davranış insanın kendinde bulunmalıdır.

    Adam adamdır, olmasa da pulu; eşek eşektir, olmasa da çulu.
    Bir kimsenin toplumdaki seçkin yeri ve önemi zengin ya da yoksul hâliyle ölçülemez. Kimi insanlar son derece yoksuldurlar ama kendilerinde bir adamlık vardır. Kimileri de zengindir ama insanlıktan nasiplerini almamışlardır. Dolayısıyla yoksul olmak insanın değerini düşürmez, zengin olmak da değerini artırmaz.

    Adam adamı bir kere (defa) aldatır.
    Bir kimse, huyunu suyunu bilmediği bir kişiye bir kez aldanır; bir daha aldanmaz. Çünkü bir kez aldanmış ve ders almıştır. Artık kendini ona göre ayarlar, karşı tarafın düzenbaz olduğunu bildiği için tedbir alır, düzenbaz ne derse desin inanmaz ve tuzağına düşmez.

    Adama dayanma ölür, duvara (ağaca) dayanma yıkılır (kurur).
    İnsanlar hayatları boyunca birbirlerine destek verirler, yardımcı olurlar. Ne ki her destek ve yardım sürekli olmaz. O hâlde insan, yapacağı işlerde başkalarının yardımına ve desteğine değil, öncelikle kendi gücüne, bilgi ve becerisine dayanmalı ve güvenmelidir.

    Adam ahbabından bellidir (Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu diyeyim).
    İnsan daha çok anlaştığı, huyunu suyunu bildiği, sevdiği, yanında bulunmaktan hoşlandığı kimselerle arkadaşlık kurar; dostluk eder. Dolayısıyla bir kimsenin iyi ya da kötü olduğu, arkadaşlık kurduğu kimsenin kişiliğine bakılarak anlaşılabilir.

    Adamak kolay, ödemek güçtür.
    Bir işi yerine getireceğim demek, davranışıyla ya da tutumuyla o işi yapacağım duygusu uyandırmak, umut vermek kolaydır. Ne var ki yerine getirmek ve yapmak güçtür. Çünkü bu, bir çabaya, bir maddeye ya da bir paraya dayanır; bunlar da zor sarf edilir şeylerdir.

    Adamın (insanın) adı çıkacağına (çıkmaktansa) canı çıksın (çıkması yeğdir).
    Toplumun bir insan hakkında verdiği yargı kolay kolay değişmez. Eğer bir adamın adı kötüye çıkmış, bu yanıyla şöhret bulup tanınmışsa, bu durum onun için katlanılmazdır. Nereye gitse kötü yanı yüzüne vurulacak, itilip kakılacak, aşağılanıp toplum dışına itilecektir. Böyle bir hayatı yaşamak, o insan için yaşarken ölmek demektir.

    Adamın iyisi alış verişte belli olur.
    Alışveriş bir insanın karakterini, iyi ya da kötü oluşunu belirleyen en önemli ölçütlerden biridir. Alışveriş her şeyden önce çıkara dayanır. Birçok insan da çıkarı için ahlâk kurallarını çiğnemekten kaçınmaz. Bunu anlamanın en iyi yolu da kişiyi alışverişte denemektir. Alışveriş sırasında hileye başvurmayan, hakkı gözeten, yalan söylemeyen, ahlâksız yollara sapmayan kimse iyi insandır.

    Adamın iyisi iş başında belli olur.
    İnsanı gösteren sözü değil, işidir. Bir insanın gerçek değeri; becerikli mi beceriksiz mi, çalışkan mı tembel mi, başarılı mı başarısız mı, iyi mi kötü mü olduğu yaptığı işlerle, çevresindekilere karşı takındığı tutumla ölçülür.

    Adamını yere bakanından, suyun ağır (sessiz) akanından kork (sakın).
    Genellikle sessiz akan sular derin ve tehlikeli olurlar. Bir olay karşısında duygu ve düşüncelerini açığa vurmayan, niyetini belli etmeyen, sessiz kalan kimseler de ağır akan suya benzerler. Sinsidirler, içlerinde besledikleri kötülükleri hissettirmezler, bu bakımından sakıncalıdırlar.

    Adam olana bir söz yeter.
    İyi yetişmiş, kişilikli, anlayışlı, duyarlı kişiler kendilerine söylenen sözü, ilk söylenişinde anlarlar ve sözün gereğini yerine getirirler. Bir sözü defalarca söyleten, söyleyeni zorlayan, çıkmaza sokan kimselerde ise, bir kavrayış noksanlığı, bir ahlâk eksikliği var sayılabilir.

    Âdemoğlu (insanoğlu) çiğ süt emmiştir.
    Başlangıcından bu yana nankörlük insanoğlunun değişmez bir sıfatı olagelmiştir. Yapılan bir iyiliğe karşı, çokluk kötülükle cevap vermek, insanın atamadığı huylarındandır. Sanki bu, insanda değişmez bir hâldir. Bu bakımdan insanoğlu güvensizdir, ona karşı daima dikkatli olunmalıdır.

    Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur.
    Büyüklerin küçükler üzerinde büyük bir etkisi vardır. Çocuklar, çokluk büyüklerini örnek alırlar. Onlardan ne görürlerse onu yapmaya çalışırlar. Bu sebeple, anne-babanın çocuklar, büyüklerin de küçükler üzerindeki etkisi, eğitim açısından oldukça önemlidir.

    Ağacı kurt, insanı dert yer.
    Ağaç kurdu, içine yerleştiği bir ağacı veya tahtayı özünden, içten içe yiyerek çürütür ya da kurutur. Dert ve üzüntü de tıpkı ağaç kurdu gibidir. İnsanı içten içe yıpratır, perişan eder, dayanıksız kılar, yiyip bitirir.

    Ağaç kökünden yıkılır.
    Ağacı ayakta tutan, onu toprağa bağlayan kökleridir. Onun bütün dallarını kesebilirsiniz, ancak yıkamazsınız. Yıkmak için köklerini topraktan çıkarmak zorundasınız. Bir aile, toplum ya da düzen de tıpkı ağaç gibidir. Onu da ayakta tutan bir temel (kök) vardır. Kimi ayrıntılarını (dallarını) yok edebilirsiniz, ancak yıkıp bozamazsınız; yıkmak için temelini sarsmak, ana noktalarını bozmak zorundasınız.

    Ağaç yaprağı ile güzeldir (gürler).
    Bir ağacı güzel gösteren, verimli kılan, canlı tutan yaprakları, çiçekleri ve meyveleridir. Varlığını ancak bunlarla kanıtlar. İnsanlar da böyledir. İnsan ailesi, çocukları, yakınları ve dostları ile bir bütün oluşturup varlık gösterebilir. Eğer bunlardan mahrum olursa yapraksız, çiçeksiz ve meyvesiz bir ağaç gibi kalır ortada; cansız, kurumuş gibi, güçsüz ve verimsizdir.

    Ağaç yaş iken eğilir.
    Çocuklar mutlaka küçük yaşta eğitilmelidirler. Bu yaşlarda işlenmeye, her türlü bilgiyle donatılmaya elverişlidirler. Zaman geçip de büyüdükçe eğitilmeleri zorlaşır. Yaşlı insan kolay kolay eğitilmez. Onlar tıpkı kuru bir ağaç gibidirler. Eğilmezler, buna zorlanırlarsa kırılırlar. Bu sebeple onlara yeni bir davranış kazandırmak imkânsız gibidir.

    Ağılda oğlak doğsa ovada otu biter.
    Yüce Allah, her canlıyı yaratırken onunla birlikte rızkını da yaratır. Ancak insanlar aç gözlülük edip kimilerinin hakkını gasbederler, rızklarına el koymaya çalışırlar. Dolayısıyla kimileri aç ve yoksul kalır. İnsanlar bu tavırlarından vazgeçmiş olsalar, herkesin rızkının kendisine yeter olduğu apaçık ortaya çıkacaktır.

    Ağır giden yol alır, hızlı giden yolda kalır.
    Gittiğimiz yolda, tuttuğumuz işte ilerlemek istiyorsak acele edip telâşa düşmemeliyiz. Yavaş yavaş ama güvenli, gerekli bir tempoda, emin adımlarla yürümeliyiz. Böyle hareket etmezsek, aceleciliğimiz yüzünden sürçebilir, yolumuzu şaşırabilir, sonuca da ulaşamayız.

    Ağır kazan geç kaynar.
    1. Herkesin anlayış yeteneği bir değildir, öğrenme kabiliyetleri de farklıdır. Kimi kalın kafalı kimseler bir meseleyi oldukça geç ve zor kavrarlar. 2. Bazı beceriksiz, tembel kişiler işlerini geç yaparlar ve zamanında yetiştiremezler. 3. Ağırbaşlı, olgun kimseler bir olay karşısında hemen öfkelenip telâşlanmazlar.

    Ağır ol, batman gelesin.
    Temkinli, ağırbaşlı, ölçülü ol ve dengeli hareket et ki, itibar göresin; sevilip sayılasın. Çünkü hafif meşrep, sulu, çabuk kızıp taşkınlık gösteren, aceleci kimseler toplumda pek sevilip yer edinemezler.

    Ağır taş batman döver (yerinden oynamaz).
    Tutarlı, ölçülü, ağırbaşlı, temkinli kimselerin toplumda etkin bir yerleri, ayrıcalıklı bir kişilikleri vardır. Bu ayrıcalıkları sebebiyle onlara kolay kolay kimse ilişmeye cesaret edemez, onları hırpalamaya öyle herkesin gücü yetmez, dolayısıyla ister istemez saygı görür ve yerlerini korurlar.

    Ağır yongayı yel kaldırmaz.
    Davranışları ölçülü, sözleri yerinde, temkinli ve ağırbaşlı olan insanlara dış etkenler, niyeti bozuk kimseler kolay kolay zarar veremezler.

    Ağız yer, yüz utanır.
    İkram kabul eden, armağan alan kişi, bunları kendisine sunan kimsenin istediğini yerine getirme zorunluluğunu duyar; bir borçluluk duygusuyla bu isteği reddetmeye utanır, istemese de işi yapar.

    Ağlamayan çocuğa meme vermezler.
    Hakkımızın yendiği yerde susup sonuca katlanmak doğru değildir. Susar, sesimizi çıkarmaz, hakkımızı aramazsak kimse bize yardım elini uzatmaz; hakkımızı vermez. Onun için hakkımızı arama yoluna gitmeli ve bu yolda sesimizi duyurmalıyız.

    Ağlatan gülmez.
    Başkalarına zulmeden, sıkıntı veren, çile çektiren kimselerin kötülükleri karşılıksız kalmaz; günün birinde bu dünyada ya da öteki dünyada kendisine döner, yaptıklarının cezasını mutlaka çeker, o da ağlar.

    Ağrısız baş mezarda gerek (olur).
    Yaşayan her insan dertten, çileden yakasını kurtarabilmiş değildir. Yaşadıkça da kurtaramayacaktır. Dolayısıyla dertsiz insan ancak mezarda bulunur. Bu demektir ki, insan dertten ancak ölünce kurtulacaktır.

    Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar.
    Vakit ve fırsat varken (yazın) çalışmayan, tembel tembel oturan, keyfini düşünen kimse, fırsat kaçtıktan sonra, çalışmanın zor olduğu günlerde (kışın) geçim sıkıntısı çeker; perişan olur, aç kalıp yoksul düşer.

    Ah alan onmaz.
    Zulmeden, hak yiyen, kötülük yapan ve bu sebeple birilerinin bedduasını alan kimse iflâh olmaz; onun sonu iyi değildir, yaptıklarının cezasını mutlaka görür.

    Ahlatın (armudun) iyisini ayılar yer.
    Değerli, güzel ve iyi şeyler çoklukla onlara lâyık olmayan kimselerin eline geçer ve onlarca kullanılırlar. Bu da gösteriyor ki, insanlar gelişen olaylara çok kez engel olamazlar.

    Ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez.
    Anlayışı kıt, beceriksiz, yüzsüz ve yılışık, çıkarcı kimselere gereksiz yere yakınlık gösterilmemelidir. Yoksa bu yakınlığı kötüye kullanabilir. Yerli yersiz karşınıza çıkıp sizi rahatsız ve huzursuz edebilir. Bu gibi kimselerle kurulacak ilişkilerde dikkatli olunmalıdır.

    Ahmak iti yol kocatır.
    Bazı insanların girişimleri, uğraşıları, didinmeleri, yaptıkları işleri ahmaklıkları yüzünden sonuçsuz kalır; yıpranmalarına yol açar. Bunun böyle olmasının sebebi, işe iyi düşünmeden, plân yapmadan girmiş bulunmaları, karşılarına çıkacak aksilikleri hesaplamamış olmalarıdır. İşte böylesi bir giriş, onları tekrar tekrar yapmak zorunda bırakmış, zaman kaybettirmiş, yormuş ve yıpratmıştır.

    Akacak kan damarda durmaz.
    “Takdir, tedbiri bozar” derler. Bir zarara uğramak, önemli bir şeyimizi kaybetmek kaderimizde varsa, ne yaparsak yapalım, ne önlem alırsak alalım bunun önüne geçemeyiz. Bugün ya da yarın, er veya geç olan olacaktır.

    Ak akçe kara gün içindir.
    Emek vererek, alın teri dökerek kazandığımız para, sıkıntılı anlarımız ve zor günlerimiz içindir; bizi darlıktan bu para çekip kurtarır, rahata erdirir. Dara düşülen günlerimizde bu parayı harcamaktan da geri durmamalı, çekinmemeliyiz.

    Akan su yosun (pislik) tutmaz.
    Bilinen bir şey ki, devamlı akan su kendini ve yatağını temiz tutar; hareketsiz ve birikinti hâlinde olan su da aksine mikrop ve pisliği bünyesinde taşır. Denebilir ki hareketlilik, canlılık ve çalışkanlık insanı canlı ve üretken yapar; iyimser kılar, kötülükten uzak tutar, düşkünlüğünü önler; böylece de o insan hem kendine, hem de başkalarına yararlı olur.

    Akar su çukurunu kendi kazar.
    Azimli olan, bir şey yapma isteği ve gücünü taşıyan, gayretli ve atak kimseler zorluklara boyun eğmezler; amaçlarını gerçekleştirmek için imkân ararlar, yollarını ne yapıp edip bulurlar.

    Akan suya inanma, el oğluna güvenme.
    Kimi akar sular yavaş aktığı için tehlikesiz görünebilir, ancak yine de güvenmemelidir. Bir an o suya kapılıp sürüklenebilir, derinlere ve burgaçlara çekilip boğulabiliriz. El oğlu da tıpkı bu akar sular gibidir, kimi yanlarına bakarak onlara güven duyamayız. Çıkarı için bizi tuzağa düşürebilir, başımıza olmadık işler açabilir, zor durumda bırakıp zarara uğratabilir. Bunun için temkinli olmalıyız.

    Akıl akıldan üstündür.
    Her insan aynı anlayış, bilgi ve düşünme gücüne sahip değildir. Bizim akletmediğimizi, bir başkası akledebilir. Biri bizden daha iyi düşünüp karanlık bir noktada bize ışık tutabilir. Bu bakımdan önemli işlerimizde güvenli, geniş düşünce sahibi kimselere danışmaktan, onların bilgi ve tecrübesine başvurmaktan kaçınmamalıyız.

    Akıl için tarik (yol) birdir.
    Bir mesele ancak akıl yoluyla çözülebilir. Bu yol ise tektir. Doğru düşünenlerin, mantıklı olanların bu yolu izlediklerinde vardıkları sonuç hep aynı olacaktır.

    Akıl kişiye (adama) sermayedir.
    Giriştiğimiz hemen bütün işlerde başarılı ya da başarısız olmamızdaki en büyük etken akıldır. O, yapmaya çalıştığımız işte baş aracımızdır. Onu gerektiği gibi, yerinde kullanırsak iyi sonuç almamız kolaylaşır. Hemen her işte bir sermayeye gerek duyulduğu açıktır. Bu sermaye de paradır. Ama unutmayalım ki, paranın da işe yarar şekilde kullanılması akılla olur.

    Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır (Deli dostun olacağına akıllı düşmanın olsun).
    Düşüncesiz ve yersiz davranan, gerçeği görmeyen, anlayışı kıt kimseler yaptıkları işlerin, söyledikleri sözlerin ne gibi sonuçlar doğuracağını hesap edemezler. Bu yanlarıyla, iyi niyetli de olsalar dostlarına bilmeyerek zarar verebilirler. Bunun aksine, akıllı düşmanın neler yapabileceği, hangi yollara başvuracağı önceden tahmin edilip sezilebilir; dolayısıyla kişi tedbirini alır, kendisine gelebilecek zararları önlemeye çalışır.

    Akıllı hırsız, şaşkın ev sahibini bastırır.
    Aklını kullanmasını bilen, açık göz, uyanık ve düzenbaz kimseler düşüncesiz, kavrayışı kıt, ahmak ve şaşkın kimseleri aldatmakta bir zorlukla karşılaşmazlar. Hatta bu kimseler, karşılarındaki bu aptal insanları, haklı da olsalar haksız çıkarabilirler; kendilerini suç işlememiş gibi gösterebilirler.

    Akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer.
    Önlem almaya, hazırlıklı olmaya alışmış kimi tedbirli kimse, hemen her şeyde bir sonuca ulaşmak için sağlam bir yol arar. Bunun için de düşünüp taşınır, kolay kolay karar veremez. Dolayısıyla da epey zaman harcamış ve sonuca ulaşmakta gecikmiş olur. Oysa gözü pek atak ve yeterince düşünmeden karar veren kimse, tehlikeyi göze alıp işe girişir ve sonuca daha çabuk ulaşır.

    Akıllıyı arkada tutma, akılsızı kılavuz etme.
    Hangi işte, hangi yönetimde olursa olsun sağlıklı bir sonuca gidilmek isteniyorsa, mutlaka iyi ve doğru düşünenlere, işinin ehli ve akıllı kimselere öncelik verilmelidir; onlar takipçi değil, takip edilenler olmalıdır. Eğer bunun tersi yapılıp akılsız, ahmak, beceriksiz, anlayışı kıt kimselere öncelik verilir, onlar iş başına getirilirse yapılan işten olumlu bir sonuç elde edilemez; elde kalan yalnızca zarar olur.

    Akıl para ile satılmaz.
    İnsanlar akılca eşit değillerdir. Kimileri akıllı, kimileri aptaldır. Bunu değiştirmek mümkün değildir, böyle de sürüp gidecektir. Üstelik akıl, somut bir şey de değildir. Sonradan da elde edilemez, parayla da alınıp satılamaz. Etrafımıza şöyle bir baktığımızda delice işler yapan varlıklı insanlar, akıllıca işler yapan yoksul insanlar görürüz. Eğer akıl parayla satın alınmış olsaydı zenginlerin dilece işler yapmadıklarına tanık olabilirdik.

    Akılsız başın zahmetini (cezasını) ayaklar çeker.
    1. İyi düşünüp taşınmadan, eni konu hesaplamadan verdiğimiz kararlar, yaptığımız girişimler bizi kötü sonuçlarla karşı karşıya bırakır, çıkmaza sokup oraya buraya koşturur, yorgun düşürür. Hemen her şeyi yeni baştan yapmak durumuyla yüz yüze getirir. 2. İşin başında olanların akletmeden verdikleri yanlış karar ve ortaya koydukları tutumların doğurduğu kötü sonuçların sıkıntılarını, zahmetini buyruk altında çalışanlar çeker.

     
c
Compose new post
j
Next post/Next comment
k
Previous post/Previous comment
r
Cevapla
e
Düzenle
o
Show/Hide comments
t
Go to top
l
Go to login
h
Show/Hide help
shift + esc
Vazgeç
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.